Başlık: "Ekonomi"

Deveye deve yüküyle fiyat

Salu0131, Nis 8th, 2008 | Dünya, Ekonomi with Yorumsuz

Dubai Veliaht Prensi, Abu Dabi’de düzenlenen “deve güzellik yarışmasında” bir deve için 2,72 milyon dolar verdi.

Deve güzellik yarışmasının düzenleyicilerinden Hamad Bin Hardum El Amiri, güzellik yarışmasını teftiÅŸ eden Åžeyh Hamdan Bin Muhammed Bin RaÅŸid El Mahtum’un toplam 4,49 milyon dolara develer aldığını, içlerinden birine de rekor bir fiyat olan 2,72 milyon dolar ödediÄŸini söyledi.deve_ler1.jpg

10 bin dolarlık hamburger

Cuma, Nis 4th, 2008 | Dünya, Ekonomi, Çerçöp with Yorumsuz

Dünyanın en geniÅŸ restoran ağına sahip olan Amerikalı fastfood devi McDonalds, Hindistan’ın güneyindeki Chennai kentinde yeni açılan ÅŸubesindeki ilk hamburgerini 10 bin dolara sattı.

McDonalds yetkilileri ilk hamburgerlerini açık artırma ile satmaya karar verdiklerini bildirdi. Kentin Ascendas yazılım parkında açılan restoran, ilk satışını rekor rakamla gerçekleştirdi. Açık artırmaya çıkarılan ilk hamburger, asıl fiyatı olan 40 rupiye karşın 400 bin rupiye (yaklaşık 10 bin dolar)satıldı.

Şirket yöneticisi Amit Jatia, ilk satışlarından gelen parayı Banyan kültür vakfına bağışlayacaklarını ve müşterilerin ilgisinden memnun olduklarını aktardı.

McDonalds, hamburgerlerini yerel damak tadına uygun ürettiÄŸi için Hindistan’da büyük ilgi görüyor. Dışarıda yeme alışkanlığı çok fazla olan Hintliler, acıktıklarında soluÄŸu fast food restoranlarında alıyor.mcdonaldsmq6.jpg

Komşudan kiralık hücre

Pazartesi, Mar 31st, 2008 | Dünya, Ekonomi, Çerçöp with Yorumsuz

BRÜKSEL - Belçika, cezaevlerinde suçlular için hücre kalmayınca, baÅŸta Hollanda olmak üzere komÅŸu ülkelerden kiralık hücre arayışına girdi. Adalet Bakanlığı sözcüsü Leo De Bock “Bu geçici çözüm, inÅŸa edilecek cezaevlerinin bitirilmesi zaman alacak.
O zamana kadar bu, çözüm olabilir” dedi. Belçika cezaevlerinde bin 600 kiÅŸilik açık bulunurken, Hollanda’da 3 bin 300 kiÅŸilik boÅŸ yer var. Belçika, Hollanda’dan üç yıllığına 300 kiralık hücre talep etti.

Cadillac’a LPG

Cuma, Mar 28th, 2008 | Türkiye, Dünya, Kültür, Ekonomi with Yorumsuz

cadillac_escalade.jpg

Ünlü modacı Esin MaraÅŸlıoÄŸlu, benzinden tasarruf için lüks Cadillac Escalade marka cipine LPG taktırdı. Vatan’a konuÅŸan MaraÅŸlıoÄŸlu: Kaliteli kullanımı daha ucuza daha ekonomik ÅŸekilde halledebiliyorsak neden LPG kullanmayayım. Ben hayatım boyunca her ÅŸeyin en kalitelisini ama akıllı olanını tercih ettim. Her ÅŸeyin en iyisini alırım ki boÅŸuna para vermiÅŸ olmamayım. LPG, akaryakıtın yerini tutabilecekse ve tasarrufluysa neden kullanmayayım.

Bu açıkçası benim bildiÄŸim bir ÅŸey deÄŸildi. Servis önerdi. Çünkü bir çok kiÅŸi bunu yaptırmaya baÅŸlamış. Ben de ‘okey’ dedim.” dedi.

Çok fark ediyor
8 ay önce yaptırdığı bu deÄŸiÅŸiklikten çok memnun olduÄŸunu söyleyen MaraÅŸlıoÄŸlu “ Arada epey bir fark var. O fark da bütçenize yansıyorsa ne güzel. Şöyle bir araba alıp da benzin parasından imtina edecek deÄŸiliz. İnÅŸallah güneÅŸ enerjisiyle arabalar kullanılır da her ÅŸey daha ekonomik olur. Türkiye’nin içinde bulunduÄŸu durum belli. Artık herkesin akıllı olması gerekiyor. Üstelik etrafınızdaki 100 arabanın 50’si böyle. İnsanlar ya dizel kullanıyor ya da böyle çözümlere gidiyor.

Utanacak ne var
Bir çok isimin LPG taktırmasına raÄŸmen bunu saklamasına bir anlam veremediÄŸini belirten ünlü modacı “Bunu niye saklayayım. Bundan utanılacak ne var ki. Bu gayet doÄŸal. Allah aÅŸkına ayda 300 bin YTL benzine para vermek zenginlik ya da görgü ifadesi deÄŸil. Åžu parayı arabaya verebildikten sonra kimse benzin parasından imtina etmez.

Firma: LPG performansı etkilemez
Cadillac Escalade yetkilisi: “LPG bu arabanın performansını etkilemiyor. Bu tüpü çok garantili bir şekilde takan yerler var. Yaklaşık 3 bin YTL’ye takıyorlar. Yakıtta 3’de 1 oranında tasarruf sağlıyor. 300 liralık yakıt yerine 100 liralık yakıt harcanıyor.

İnsan dışkısı Dünya’yı kurtarabilir!

Çaru015Famba, Eki 17th, 2007 | Ekonomi with Yorumsuz

Klozetİnsan atığını biyogaz ve gübreye dönüştüren ucuz bir sistemin, dünyada 2,6 milyon kişinin tuvalet gereksinimini uygun koşullarda giderme ve küresel ısınmayı azaltma olanağı sağlayacağı bildirildi. ..

Sulabh International Social Service Organisation adlı bir sivil toplum kuruluÅŸu, bu sistemi, ay sonunda Hindistan’da düzenlenecek 7. Dünya Tuvalet Zirvesi’nde gündeme getireceÄŸini açıkladı. STK’nin kurucusu Bindeshwar Pathak, kuruluÅŸunun ülkesi Hindistan’da tuvalet ihtiyacını uygun koÅŸullarda gideremeyen 730 milyon kiÅŸiye yardım saÄŸlamayı amaçladığını belirterek, BirleÅŸmiÅŸ Milletler’in Binyıl Kalkınma Hedefleri arasında 2015′e kadar dünyada temiz tuvaletten yoksun 2,6 milyar insan sayısını yarıya indirmek, 2025′e kadar da tamamına uygun koÅŸullarda tuvalet saÄŸlamak olduÄŸunu kaydetti.

Ülkesi Hindistan’ın buna katkısının, dışkıdaki biyogazı mutfak yakıtı ve elektriÄŸe, idrarı da gübreye dönüştüren bir sistem olacağını belirten Pathak, “Afganistan’ın baÅŸkenti Kabil’e kısa süre önce kurduÄŸumuz bu teknolojiyi ÅŸimdi diÄŸerlerinin de tanımasını istiyoruz, çünkü bu Milenyum Kalkınma Hedeflerine ulaÅŸmakta ve küresel ısınmayı azaltmakta yardımcı olabilir” dedi.

2001′de kar amacı gütmeyen bir sivil toplum kuruluÅŸu olarak kurulan ve 42 ülkeden 55 üye grubu bulunan Dünya Tuvalet Örgütü, saÄŸlık koruma önlemlerini küresel kilit konu yapmayı hedefliyor. Dünya SaÄŸlık Örgütü’nün rakamlarına göre, yarıdan fazlası Çin ve Hindistan’da olmak üzere tüm dünyada 2,6 milyar kiÅŸi tuvalet ihtiyacını uygun koÅŸullarda gideremiyor. Açık alanda giderilen tuvalet ihtiyacı, su kaynaklarının kirlenmesine ve bu yüzden ishal gibi her yıl binlerce kiÅŸinin ölümüne yol açan hastalıklara neden oluyor.

Kaynak: SABAH

Köşe Yazarlarının Havacılık Aşkı

Çaru015Famba, Agu 8th, 2007 | Ekonomi with 12 Yorum

İran savaÅŸ uçağı mı ne üretiyormuÅŸ… Zaman gazetesinin üslupçu yazarı Ahmet Turan Alkan da imrenmiÅŸ; beÄŸenmediÄŸimiz İran savaÅŸ uçağı üretiyor, biz yaya kaldık minvalinde saçmasapan bir yazı yazmış, bakın neler diyor:

Sadece uçak mı; meselenin bir de helikopter boyutu var. Helikopterin bugün kullanılmadığı, iÅŸe yaramadığı sektör yok gibi ve biz Türkler hâlâ yukarılarda bir pat pat sesi duyduÄŸumuzda, nadir rastlanan bir nesneymiÅŸ gibi başımızı yukarılara kaldırır bakar; boÅŸ zamanlarımızda ise bol bol uçak ve helikopter belgeselleri seyredip, sonra dudağımızı bükerek birbirimize, “gâvur yapıyor kardeÅŸim; helâl olsun” diye birbirimize küçüklük kompleksi aşılarız.

Yok artık daha neler… BoÅŸ zamanlarımızda uçak-helikopter belgeseli seyredermiÅŸiz… MübalaÄŸanın canını çıkarıyor Ahmet Turan… İran’ı matah göreceÄŸiz ya, saçmalamanın sınırı olmuyor.  Sahi birdenbire nereden icab etti bu havacılık aÅŸkı. Sabır sabır ya sabır…

Köşe Yazarlığının Dayanılmaz Hafifliği

Çaru015Famba, Agu 8th, 2007 | Politika, Ekonomi with 3 Yorum

Köşe yazarlarını oldum olası sıkıcı bulmuşumdur. Geçmişte, edebiyatın içinden gelmiş kimselerin gazetelerde köşe yazması gibi bir durum varken bile yüzeysel kalmışlardır. Dahası, her köşe yazarının, sınırları belli bir rolü vardır. Kimin hangi konuda ne yazabileceği üç aşağı beş yukarı bellidir. Yazdıkları konularda da derinlemesine bir şey pek sunmazlar. Biliyorum; aralarından bazıları bayağı entel görünmeyi başarıyor.

Taha Akyol da bir köşe yazarı;
http://www.milliyet.com.tr/2007/08/08/yazar/akyol.html
adresindeki yazısında THY grevinin yanlışlığından söz ediyor, yazısını da şöyle bitiriyor:

Hangi sendikacılık?
Türkiye ‘militan sendikacılık’ anlayışını 12 Eylül öncesinde DİSK’le yaÅŸadı.
İktidarlar DİSK’i KİT’lere sokmadıkları için KİT’lerde Türk-İş örgütlenmiÅŸti.
DİSK’in örgütlenebileceÄŸi alan özel sektördü ve DİSK’in “sınıf savaşı” ruhuna da uygun düşüyordu. DİSK “uzlaÅŸmaz sınıf sendikacılığı” diyerek uzun, tahripkâr grevler yapıyordu o zaman.
Ama bugün DİSK, Türkiye’nin en rasyonel ve verimli çalışan sendikalarından biridir. Bir özel sektör firmasında DİSK’in grev yapıp eskisi gibi iÅŸyerine zarar verdiÄŸini gören var mı?
Åžimdi grevleri, iÅŸ yavaÅŸlatmaları KİT’lerde ’saÄŸcı’ Türk-İş yapıyor! O da giderek azalıyor.
Eskiden kol gücü için bir hak arama kurumu olan grev, teknik ve büro hizmetlerinin öne geçtiÄŸi çağımızda artık sahibine zarar veren demode bir silahtır. Tipik örnek 1995′teki HavaÅŸ grevidir…
Sendika, HavaÅŸ’ta grev kararı alacağını ama grev uygulaması yapmayacağını söylemiÅŸti! Halbuki 128 gün grev yaptı! Buna para matbaası olsa dayanamazdı…
Mecburen Havaş satıldı, çökertilmiş bir işletme olduğu için çok sayıda eleman işten çıkarıldı!
Çağımızın acımasız yarış ortamında THY çalışanlarının kendi ayağına kurşun sıkmayacağından eminim.

Literatürde Taha Akyol’a grev kırıcı deniyor. Bu da pek matah bir sıfat sayılmaz. Grev kırıcı sayılmaktan memnun olanlar varsa da bununla gurur duyanlar olacağını pek sanmıyorum. THY çalışanlarının olası grev kararının yanlış olacağını iddia etmek bir ÅŸeydir. Ama Akyol düpedüz öğüt vermeye kalkıyor. Hem de bunu ateÅŸli bir vaizin tehditçi retoriÄŸiyle yapmaya kalkıyor; “Bakın HavaÅŸ’ın başına neler geldi, kendi bacağınıza kurÅŸun sıkmayın ha!” ÅŸeklinde konuÅŸuyor. Akyol, önce yazdığı gazetenin de ait olduÄŸu grubun yüzlerce gazeteciyi neden, nasıl iÅŸsiz bıraktığını açıklamalıdır.
 

34 RC 001

Çaru015Famba, Agu 8th, 2007 | Spor, Ekonomi with 1 Yorum

Bir MARKA olan Roberto Carlos, Türkiye’ye geldiÄŸinden beri aşırıya kaçacak ÅŸekilde taltif edilmiyor mu? Anımsarsanız DoÄŸuÅŸ Oto, ünlü solbek oyuncusuna bir A8 armaÄŸan etmiÅŸti. Volvo da geri kalmamış, yüzbin avroluk, 34 RC 001 plakalı bir aracı Roberto Carlos’a hibe etmiÅŸ.  MARKAya ne kadar aç insanlar varmış aramızda… Tanınmış bir futbolcuya otomobil armaÄŸan ederek gündeme gelmeye çalışan MARKAlar biraz gözden düşmedi mi böylece? Acaba, diye düşünüyorum, Fenerbahçe sözleÅŸmeye, Roberto Carlos’un alacağı armaÄŸanlarla ilgili de bir madde koydursa mıymış? Çünkü bu rakamlarla baÅŸka transferler de yapabilir.

Sabah’ın haberi için tıklayın.

Ben sana “MARKA” olamazsın demedim…

Salu0131, Agu 7th, 2007 | Ekonomi with 1 Yorum

MarkaDönem dönem dilimize giren yeni terimler tam bir kasırga gibi her ÅŸeyi silip süpürüyor. Bir dönem “kamusal alan” kavramının binbir türlü eÄŸri doÄŸru kullanımıyla karşılaÅŸtık. Åžimdilerdeyse her kesimde, sözü alan herkeste “marka olmak”, “markalaÅŸmak”, “markasına zarar vermek” gibi bir pazarlama jargonu sürüp duruyor. Nedir pekiyi marka olmak? Söyleyenlerin çoÄŸunun anladığını sanmıyorum. ÖrneÄŸin Roberto Carlos bir markaymış… Bugüne kadar bir futbolcu için “marka” dendiÄŸini pek iÅŸitmemiÅŸ olan spor medyası da bu ucube ifadenin üstüne atladı. Ne zaman birine mikrofon uzatılıp Fenerbahçe’nin yeni transferleri sorulsa, “Roberto Carlos için söylenecek bir ÅŸey yok; o zaten uluslararası bir marka” demeye çalışıyor. Halbuki sorulan ÅŸey adamın futbolculuÄŸu… “Nasıl oynar?” denmeye çalışıyor.  Dahası zavallı Ziya Åžengül bir spor programında bu jargona ayak uydurmaya çalışırken “marka” yerine “firma” demeye baÅŸlıyor; bir anda Carlos, bir firma oluveriyor. Her ÅŸeyin bir marka olabileceÄŸi konuÅŸuluyor; futbol kulüpleri, insanlar, doktorlar, ıvır zıvır… Devlet kurumları bile marka deÄŸeri yaratmaktan söz ediyor. Kısacası toplum olarak ya da medya olarak delirmiÅŸ durumdayız. Pazarlamayla ilgili ÅŸimdilik bildiÄŸimiz tek ÅŸey, “marka” olmak… Onun bokunu çıkarıp bırakacağız gibi görünüyor.

ÇocukluÄŸumda, çaycılara verilen küçük plastik jetonlara marka denirdi… Ben marka deyince öyle anlıyorum arkadaÅŸ!

Harry Potter’a karşı Peygamber bebekleri

Salu0131, Tem 31st, 2007 | Ekonomi, Gündem, Çerçöp with 2 Yorum

Oyuncak PeygamberlerABD’de, Harry Potter olayına karşı oyuncak peygamberler çıkarılmış… Tabi bu set islam peygamberini kapsamıyor; yoksa karikatürden sonra baÅŸka bir krize neden olurdu. Benim merak ettiÄŸim acaba G.I. Joe oyuncaklarında olduÄŸu gibi bunlar da belli aksesuarlarla birlikte mi geliyor? ÖrneÄŸin Musa’nı Asa’sı, İsa’nın çarmıhı vs. gibi… Ayrıca setin tamam olması için kötüleri de içermesi gerek: Firavun, Pilatus, Herodos… Milliyet’in haberi için tıklayın.