Başlık: "Kültür"

Cadillac’a LPG

Cuma, Mar 28th, 2008 | Türkiye, Dünya, Kültür, Ekonomi with Yorumsuz

cadillac_escalade.jpg

Ünlü modacı Esin Maraşlıoğlu, benzinden tasarruf için lüks Cadillac Escalade marka cipine LPG taktırdı. Vatan’a konuşan Maraşlıoğlu: Kaliteli kullanımı daha ucuza daha ekonomik şekilde halledebiliyorsak neden LPG kullanmayayım. Ben hayatım boyunca her şeyin en kalitelisini ama akıllı olanını tercih ettim. Her şeyin en iyisini alırım ki boşuna para vermiş olmamayım. LPG, akaryakıtın yerini tutabilecekse ve tasarrufluysa neden kullanmayayım.

Bu açıkçası benim bildiğim bir şey değildi. Servis önerdi. Çünkü bir çok kişi bunu yaptırmaya başlamış. Ben de ‘okey’ dedim.” dedi.

Çok fark ediyor
8 ay önce yaptırdığı bu değişiklikten çok memnun olduğunu söyleyen Maraşlıoğlu “ Arada epey bir fark var. O fark da bütçenize yansıyorsa ne güzel. Şöyle bir araba alıp da benzin parasından imtina edecek değiliz. İnşallah güneş enerjisiyle arabalar kullanılır da her şey daha ekonomik olur. Türkiye’nin içinde bulunduğu durum belli. Artık herkesin akıllı olması gerekiyor. Üstelik etrafınızdaki 100 arabanın 50’si böyle. İnsanlar ya dizel kullanıyor ya da böyle çözümlere gidiyor.

Utanacak ne var
Bir çok isimin LPG taktırmasına rağmen bunu saklamasına bir anlam veremediğini belirten ünlü modacı “Bunu niye saklayayım. Bundan utanılacak ne var ki. Bu gayet doğal. Allah aşkına ayda 300 bin YTL benzine para vermek zenginlik ya da görgü ifadesi değil. Şu parayı arabaya verebildikten sonra kimse benzin parasından imtina etmez.

Firma: LPG performansı etkilemez
Cadillac Escalade yetkilisi: “LPG bu arabanın performansını etkilemiyor. Bu tüpü çok garantili bir şekilde takan yerler var. Yaklaşık 3 bin YTL’ye takıyorlar. Yakıtta 3’de 1 oranında tasarruf sağlıyor. 300 liralık yakıt yerine 100 liralık yakıt harcanıyor.

Figüran kendini rolüne kaptırırsa !

Salu0131, Mar 18th, 2008 | Türkiye, Kültür with 3 Yorum
 
Ceyda Ateş


FİGÜRANIN TACİZİNE UĞRADI

Son dönemde adından sıkça söz ettiren Ceyda Ateş, Maxim dergisine verdiği röportajda ilginç bir taciz olayını anlattı: ‘Gurbet Kadınları’ adlı dizinin çekimleri sırasında kaçırıldığım ve tecavüze uğradığım bir sahne oynuyordum.Figüranlardan biri , nasıl davranacağını bilemediği için , kendini rölüne kaptırıp elini bluzumdan içeri sokmaya çalıştı. Bu yüzden onunla ve yönetmenle kavga ettim’ dedi.

Kadının eteği kısalıp saçı uzayınca ekonomi büyüyor

Peru015Fembe, Mar 13th, 2008 | Dünya, Kültür, Gündem, Çerçöp with Yorumsuz

Avrupa ve Asyalı ekonomi çevreleri rakamların yanı sıra tüketici alışkanlıklarına göre de ekonominin son durumu hakkında bilgi edinilebileceğini belirtiliyor. Alman IfD araştırma şirketinin verilerine göre özellikle kadınların moda konusundaki tercihleri ekonominin yönü hakkında doğrudan bilgi veriyor.
Bu haberin devamını oku »

Hard rock, kuluçka süresini uzattı

Peru015Fembe, Sub 7th, 2008 | Kültür with 1 Yorum

Milli Eğitim Vakfı (MEV) Özel İzmir Fen Lisesi 3-B sınıfı öğrencileri Tuğba Arslan ve Hatice Özel, gürültülü ortamlarda bulunan, özellikle kulaklıkla yüksek sesli müzik dinleyen öğrencilerin sağlık ve öğrenme durumlarını civcivler üzerinde yaptıkları deneyle inceledi.

Biyoloji öğretmenleri Sevim Utlu’nun danışmanlığında başladıkları projede iki denek grubu kuran öğrenciler, okullarında kuluçka makinesinin de bulunduğu bir ortam hazırladı.

Öğrenciler, birinci denek grubunda kuluçka makinesine yerleştirdikleri 40 yumurtaya ikinci günden itibaren yüksek sesli hard rock türü müzik dinletti. 21 günde tamamlanması gereken kuluçka süresinin 27 güne kadar uzadığını gözleyen öğrenciler, 40 yumurtadan ancak 10 civciv çıktığını, bunların altısının bir gün sonra öldüğünü, kalan dördünün ise çok sağlıksız göründüğünü tespit etti.

Aynı kuluçka makinesine yerleştirilen ikinci denek grubundaki 40 yumurta gürültüsüz bir ortamda tutuldu. 21 günlük kuluçka süresini tamamlayan 40 yumurtadan 35 sağlıklı, yürüyebilen ve beslenebilen civciv çıktı.

Bu sonucu, hazırladıkları bir posterle diğer arkadaşlarıyla paylaşmayı hedefleyen öğrenciler, “Birçok arkadaşımızın özellikle kulaklıkla yüksek sesli müzik dinlediğini görüyoruz. Gürültünün insanların öğrenme yetilerini, dolayısıyla sağlığını olumsuz etkilediğine dikkat çekmeye çalıştık. Önümüzdeki aylarda aynı deneyi bir de klasik Türk müziği kullanarak yapmayı planlıyoruz.” dedi.

Uslanmaz Dalmaz’a yine baskın

Cumartesi, Sub 2nd, 2008 | Kültür with Yorumsuz

Asayiş Şube Müdürlüğüne bağlı görevliler tarafından yapılan araştırmalarda, Etiler Nispetiye Caddesi’nde bulunan ve bir çok kez kumar oynatıldığı gerekçesiyle cezai işlem uygulanan “Dalmaz Center” adlı eğlence merkezinde, aynı suçun işlenmesine devam edildiği belirlendi.

Bu tespitin ardından bu suçlara karışan kişi ya da kişilerin yakalanması amacıyla şubeye bağlı Ahlak-Kumar Büro Amirliği görevlilerince, iş yerine gece saatlerinde operasyon düzenlendi.

Operasyonda, eğlence merkezinde yer alan ve kumar oynamakta kullanılan bir adet “Black Jack”, bir adet rulet masası ve kağıtlar ile çok sayıda oyun pulu ele geçirildi.

İş yerine ilişkin yasal işlem başlatan polis, içeride yer alan 10′u kadın 50 şüpheliyi, kumar oynadıkları ya da oynattıkları gerekçesiyle gözaltına alarak Gayrettepe’deki şubeye götürdü.

Polis yetkilileri, yakalanan kişilerin genellikle para cezası verilerek serbest bırakıldığını ifade ederek, suçla mücadele etmeyi sürdüreceklerini vurguladılar.

Rambo’nun son filminde 4 saniyede 1 kişi ölüyor

Pazartesi, Oca 28th, 2008 | Kültür with Yorumsuz

Kötülere karşı savaş veren Sylvester Stallone’nin 1 Şubat’ta vizyona girecek olan “Jumbo Rambo” filminde 236 kişi can veriyor.
Bu haberin devamını oku »

Cılkı Çıkmış Edebiyat Dergisi Tripleri

aru015Famba, Agu 22nd, 2007 | Kültür with 10 Yorum

Okurları bilir; edebiyat dergilerinin sık sık karşımıza çıkan basmakalıp, baygınlık veren işleri vardır, mesela:

  • İntihar özel sayıları…
  • Fotoğrafa bakarak öykü-şiir yazdırma
  • “Sayıklamalar” türevi şiirler
  • Genç şair-yazar değerlendirmeleri
  • Mizah-dedikodu köşeleri (Edebiyat komiseri tarzı)
  • “Bize ürün yağıyor, yetişemiyoruz” minvalinde editör yazıları
  • Aylık-yıllık-haftalık-günlük değerlendirme yazıları
  • Ikınarak yazıldığını belli eden kitap tanıtımları
  • Dergiye başka koşullarda yazılarını vermeyecek tanınmış yazar-şairlerle söyleşiler
  • Dergiyi çıkaran kişilerle söyleşiler
  • Nobel kazanmış herhangi bir yazara bok atan düzeysiz eleştiriler
  • Ustaların seçtikleri türü gereksiz iktidar koşullanmaları
  • Seçimlerle ilgili ya da herkesin pekala geyik çevirebileceği konularda boş soruşturmalar
  • İsim vermeyen ama muhatabı belli riyakar polemik yazıları
  • “Biz”de her şeyi Tanzimat’la başlatan eleştiriler
  • Dil düzeltmeyi misyon edinmiş yeteneksiz yazarlar
  • Arka sayfalara itilen adı az duyulmuş yetenekler
  • Okur azlığından şikayetler
  • “Kadın şair olur mu?” tartışmaları
  • Kalas gibi akademik yazılar
  • “Güneşin altında her şey”i kapsayan dosya konuları. Örneğin, “Modern Edebiyat” özel sayısı.
  • Sonsuz tashih hatası
  • Karton kapak
  • Anormal ebatlar (Gazete büyüklüğünde ya da zarf küçüklüğünde örneğin)
  • Ödüllü bulmaca (cidden ne alakadır?)
  • Teknoloji düşmanlığı

Bu listedeki her şeyin yirmi yıl boyunca yasaklanmasını öneriyorum. Bilmiyorum sizin ekleyecekleriniz, çıkaracaklarınız var mıdır…

Ödüller

Salu0131, Agu 21st, 2007 | Kültür, Gündem with 9 Yorum

Özdemir İnce'nin Milliyet sayfasındaki haberinde bulunan reklamÖdüller, hâlâ bir şekilde edebiyatı, özellikle şiiri işlevsizlikleri ile şenlendirmeye, haber değeri yapmaya devam ediyor. Hürriyet gazetesinde “ikinci cumhuriyetçilerin canına okumak için” bizzat Ertuğrul Özkök tarafından kadroya alınan “şair” Özdemir İnce, Melih Cevdet Anday ödülünü aldı. Bunun üzerine ödül törenin katılan ve kanımca şiirden pek anlamayan köşe yazarları da konu hakkında fikirlerini belirttiler. Örneğin Özdemir İnce geçen yılda Max Jacob ödülünü almış, her ne kadar Cumhuriyetçi olduğunu yazılarında tokat gibi yüzümüze çarpsa da, Fransız Cumhuriyeti’nin bir ferdi olduğunu da böylelikle söyleme rahatlığına kavuşmuştu. Zaten her ne hikmetse bir şekilde neden iyi şair olduğunu biz Türkler olarak anlayamadığımız, İkinci Yeni’ye önce düşman, daha sonra dost, toplumu gerçekçilik ile “milli müdafaa” şairliği arasında bir yerde dolanan İnce, son yıllarda bir şair olarak Kartel Medyası’nın tuhaf iltifatlarına mazhar oluyor ve ilginçtir bundan hiç gocunmuyor. Ben kendisinin birçok kitabını okuyup, sadece kibrinden öte başka şey yazamayan bu “önceki kuşak” şairini anlamayanlardanım. Baksanız, alt tarafı memur, üst tarafı da 80 sonrası “aydını” diyebileceğimiz tuhaf biri İnce. Seveni, anlayanı var buna rağmen, ne mutlu ona!

Ahmet Kekeç, Star’da bu mevzu hakkında yazdı. Kekeç’in ödüller konusunda daha duyarlı olabileceğini düşünmüştüm, halbuki MCA Ödülü’nün İnce’ye değil mesela başkalarına filan verilmesini öneriyor. Neden ki? Ödüller gerçekten verilse ne oluyor, verilmese ne olmuyor? Şairin şiirine zerre katkısı olmayan, kitabın satışına zerre etkisi olmayan, eski kadroların “millet alışverişte görsün” kabilinden dağıttı, özünde vefa ile ilgili olan bu ödüllerin “yazınsal” değeri nedir gerçekten? Özdemir İnce’yi benim kuşağımdan kaç kişi okumuştur ve Hürriyet okurları arasında Özdemir İnce’nin şair olduğunu bilen kaç kişi vardır?

Ahmet Turan Alkan’ın Hababam Yazılarına Devam…

Cumartesi, Agu 18th, 2007 | Kültür with Yorumsuz

Hababam sınıfının hangi filminde bilmiyorum; yenilik karşıtı bir edebiyat öğretmeni vardır. Sadece Divan şiirini değer olarak kabul eder; biraz da aşırıya kaçırılarak gülünçleştirilen bu tipin sözlerini öğrenciler anlamaz ya da anlamazdan gelir. Ahmet Turan’ın da bu eski-kafalı tipine benzeyen yanları var. İroniden nasibini almamış her vasat yazar gibi çapraz alıntılarla ve ayağa düşmüş zeka gösterileriyle karşımıza çıkıyor. Son yazısında, pek de önem vermediğini söylediği Emin Çölaşan’ın, Hürriyet Gazetesi’nde işine son verilmesi konusunu tiye almış. Ama Ahmet Turan da “ti” olmadığı için şöyle şeyler diyor;

Dedikodu iştah açıcıdır; hele başkalarının üzüntüsü veya felâketi evirip çevirilmekteyse biz insanlar bundan mutluluk hormonu bile imbiklemeyi beceririz. Halbuki Ragıp Paşa buyurmuştur ki, “Mürüvvetmend olan nâkâmî-i düşmenle kâm almaz”. Dedelerinin konuştuğu Türkçe’ye İngilizce’ye gösterdikleri hatırnazlığı esirgeyen genç okuyucu nesli için tercüme edersek şöyle diyor Ragıp Paşa: “Yüksek insanlık vasıfları taşıyan birisi, sevmediklerinin talihsizliğinden mutluluk hissesi çıkarmaz”. Tercüme dedik ya, sebepsiz değil; mânâ itibariyle üç aşağı beş yukarı birbirine denk olsa bile mısrâın aslı ile açıklaması arasında mühim bir idrak ve zevk farkı var. 

Şimdi yukarıdaki satırlardan özünde şu anlaşılıyor; sevmediğim bir insanın işleri kötü gitti diye sevinemem. Öyle lafı uzatıyor… Daha doğrusu güzel Türkçe’sinin tadını doyasıya çıkarabilmemiz için gereksiz sözcükler kullanmaktan çekinmiyor. Aslında yazısında Ahmet Turan’ın pek de keyiflendiğini anlamamak mümkün değil; bu kadarı beni rahatsız etmiyor, şu satırlara gelince:

Bütün varoluş sebebini yazmak üzerine kuran birisi yoktur, olamaz; böyle bir inanç budalalıktır. Ara sıra “yazmazsam ölecektim” diye garip bir tarzda şişinenleri duyarız. Böylesi ölüm tehlikelerinden kurtulmanın yolu kolaydır; bir bakkala gidilir, defter ve kalem alınır, yazılır ve ölümden kurtulmuş olunur.

Ara sıra yazmazsam ölecektim diye garip bir tarzda şişinenleri duyarmış… O şişinenler arasında Sait Faik’in de olduğunu galiba Ahmet Turan unutuyor, ya da umursamıyor. Böylesi ölüm tehliklerinden kurtulmak kolaymış; bir bakkaldan defter kalem alınır, yazılırmış… İşte Ahmet Turan’ın ironiden anladığı böyle bir şey olmalı. Emin Çölaşan’a iş bıraktırıldı diye seviniyor; bunu anladık… Pekiyi Sait Faik’ten ne istiyorsun adam? Kötü esprilerinle mi anımsatmak zorundasın adamcağızı?

Acaba Muhatabı Kim

Cumartesi, Agu 18th, 2007 | Kültür with 1 Yorum

sözü edebiyata getirmeyecektim aslında. kendime söz vermiştim. çünkü edebiyat içinde “ıyy ugh ö’ fffu” filan diyeceğimiz şeyler gündelik hayattakilere oranla öyle ihmal edilebilir duruyorlar ki…  ama elde değil kanıma girmiş edebiyat virüsü. iyi hesap edince gündelik hayatta dolaşıma giren beylikleşen her sözün aslında ucu bucağı edebiyat eserlerinin içinden çıkıyor. balık ve kokmak hikayesi demek ki.. ben de şimdi sende mi ismet abi diyerek iki laf etmiş olayım. oldu mu şimdi: Nedir bu dersin ciyak ciyak denir mi hiç? kim yani bunun muhatapları Şair Nigar filan değil heralde.
hem kadın şair de ne demek? bundan sonra ismet özel e de erkek şair mi denecek yani?