Başlık: "Kültür"

İçinden Mahmut geçen Ahmetler

Cuma, Agu 17th, 2007 | Kültür, Gündem with Yorumsuz

Şimdi bunu ekşisözlük formatıyla içinden x geçen y’ler diye kodlardım ama işte x Türkçe değil falan bu konularda hassas olduğunuz bildiğimden yapmadım. İlk Mehmet Aycı’nın İçinden Tren Geçen Şiirler diye bir TCDD kitabında görmüştüm bu formatı. Biraz orada burada bakınınca Ferhan Şensoy’un İçinden Tramvay Geçen Şarkı diye bir oyunu olduğunu öğrendim. Ama çok güzel başlıktır yani. Bana bunlarla gelmeyin bir davadır ve buna apartheid gazileri olarak çiftelerimizle karşı çıkmalıyız. Hayde bre! Son çıkan örneği için tıklayınız.
(sayfanın altına doğru resimli edebiyat bahsinde)

Türk-Kürt-Çeçen Dostluğunun Romanı

Pazar, Agu 12th, 2007 | Kültür with 5 Yorum

Hekimoğlu İsmail’in nesi olduğunu bilmediğimiz Hekimoğlu Süleyman Özcan adında bir yazar, yine “siyasal fantezi” diyebileceğimiz türde bir romana imza atmış: Kanla Islanan Aşk. (Kitabın başlığı da meşhur fıkradaki, “Allah Allah, Kontes’i gece kim sevdi”ye benzemiyor mu?) Yazarımız yapıtıyla ilgili şunları söylemiş:

Romandaki Türk ve Kürt kökenli kahramanların, vatan için birlikte mücadele ettiklerini anlattığını dile getiren Özcan, şunları kaydetti:
“Kitapta belirtmek istediğim ana fikir, Türkler ile Kürtler beraber çalışmışlar, bu ülkeyi beraber kurtarmışlar. Bu ülke uğruna esir düştüler, işkence gördüler. Ben kendim de Kürt asıllı bir vatandaşım. Bu kitapta amacımız Türkler ile Kürtlerin vatan için geçmişte birlikte savaştığını hatırlatarak, Türk-Kürt kardeşliğini pekiştirmek.”
Hekimoğlu Süleyman Özcan, romana konu aldığı yaşanmış bazı olayları babası başta olmak üzere çevresinin aktardıklarından öğrendiğini ifade ederek, “Ben babamın da anlattıklarının yardımıyla gerçek olaylardan hareketle, tabii ki hayal gücümü de katarak yazdım romanı. Romandaki ‘Selim’ gibi Ruslar’a esir düşmüş Rusya’ya götürülmüş ve sonra geri dönen kişiler var. Rus ordusu içindeki Müslüman Çeçen komutanların, öldürülmüş gibi evrak düzenledikleri Türkleri Türkiye’ye gönderdikleri olaylar gerçektir” dedi.

Ömrümü tüketme gülüm

Cumartesi, Agu 11th, 2007 | Kültür with 9 Yorum

Şiirlerini yazarken, bir şeye yönelmek ya da ilerlemek kaygısı taşımayan oyuncu-şair Eylül Deniz yine kendisi gibi şair Kerem Alışık’la aşk yaşıyormuş. ikinci şiir kitabı çıktığı sıralarda verdiği bir röportajdan “vurma”, “vurulma” üstüne:

Peki ya en çok sevdiğiniz şairler, sizi en çok ‘vuran’ dizeler?
Nazım Hikmet ve Orhan Veli en sevdiklerim arasında. Tuna Kiremitçi, Cezmi Ersöz, Murathan Mungan’ı çok seviyorum. Küçük İskender’i çok yakın buluyorum kendime ve şiirlerini zevkle okuyorum. Murathan Mungan’ın ‘Yaz Geçer’i ise beni ‘vuran’ bir şiirdir.

denize bakan gizemli, melanet hırkası giymiş şairlerden sıkılanlar için alternatifler de burada…

CANIMI TİTRETME

Canım gitme,
Ölümü kapıma dikme
Canım canımı titretme.
Öbrümü tüketme gülüm.
Sarıl yüreğime gitme…

Cumhurbaşkanlığı seçimine katılmamak ezber bozar mı?

aru015Famba, Agu 8th, 2007 | Kültür, Gündem with 1 Yorum

baskin.jpgAl sana yeni bir siyaset sorusu. Siyaset alimleri de buna hüküm versinler. Baskın Oran’la çıktı sanki bu laf. Ezber bozuyorum, bozuyorum, bozdum. Aslında girecekti Baskın Oran meclise. Sonra bir darbe, hoop bütün siyasiler Ezberbozan’a. Efendim ezberim bozuldu, su kaçmış olabilir, eşeğin kulağı kaynatsam geçer mi? Fener Cimbom’a yenilir, ezber bozguna uğrar. Bu mudur?
Milliyet Kitap ekini okuyorum. Her sabah olduğu gibi espressomu aşağı marketten alıp güneşe karşı mayomla uzanmışım şezlonguma. Sol sayfada Gündüz Vassaf’ın ezber bozan kitap ilanı. Sağ sayfada da polemiklerinin aranan femme fatalé’i Seray’ın (Şahiner) Guguk Kuşu ile ilgili yazısı. Bu yazıdan öğreniyoruz ki bu kitap da ezber bozuyormuş. Sonra bir ara başlık ezber bozan kitap. Ama benim ezberim de iğfal edilmiş durumda. Şezlongdan kaymaya başladım ter değil sinirlendiğimde vücudumun salgıladığı bir sıvı sadece. Yazıyı da okuyorum, Seray’ı sevdiğimden. Kitap ezber bozuyormuş, çünkü sorguluyormuş falan. Lan o dediğin eleştirellik. Sosyoloji ezberbozanbilim olsun. Mesela gecekondu da aslında bir nevi ezberbozdudur. Ya da bırak hepsini belki de ben ezberi bozmuşumdur ondan afkuruyorumdur. Yoksa bu ne Richter, efendim Celal (abi).

‘Bizi ancak felsefi kitaplar paklar’

Peru015Fembe, Agu 2nd, 2007 | Kültür with 3 Yorum

Milliyet’in haberine göre;

İsim babasının Hıncal Uluç olacağı ilk şiir kitabını piyasaya çıkarmaya hazırlanan manken Ece Gürsel, ”Felsefe ve psikoloji kitapları sayesinde özüme döndüm” diyor

Dedem Korkut gibi soy soylayacak boy boylayacak değil ya Hıncal Uluç… O da şiir kitaplarına isim babalığı edecekmiş. Ece Gürsel’in, söylediği şu sözler de dikkate değer:

Yok, Kafka okurum mesela. Felfese ve psikoloji ağırlıklı kitapları okuyorum. Ancak bizi bu piyasada, bu kitaplar paklar. Ancak bu kitapları okuyarak kendimize gelebiliriz. Çünkü ayakta durmanın çok zor olduğu bir piyasada mücadele veriyoruz.

Aslında kızacak bir şey yok. Herkes şiir yazabilir. Öyle değil mi?

kumsalda tanpınar okumak

aru015Famba, Agu 1st, 2007 | Kültür with 1 Yorum

Akşam’da şu yazı gözüme çarptı, herhalde roman güneş altında bu şekilde tatbik edildiğinde ancak bu kadar etkili olabiliyor:

Acaba neden bazı kitapları, tekrar tekrar okuyabiliyorum da bazılarını sevmeme rağmen asla yeniden okuyamıyorum? Bir de ‘gezdirdiğim’ kitap grubu var. Türkiye’nin güzide tatil yörelerini, gezdirdiğim, güneşten, denizden yararlandırdığım ama bir türlü okuyamadığım kitaplar vardır: ‘Saatleri Ayarlama Enstitüsü’, ‘Tutunamayanlar’ ve John Berger’ın ‘G’si bunların başında gelir. Tanpınar’ın ‘Huzur’unu epey önce yine bir tatilde bitirmiş, hatta romandan çaldığım ‘tabiat munis ve genişti’ cümlesini sağa sola mesaj atmıştım… Peki ama niye o kitaba başlayamıyorum. Oğuz Atay’ın ‘Korkuyu Beklerken’ ve ‘Tehlikeli Oyunlar’ını da bir çırpıda bitirip, dumur olduğum halde, neden ‘Tutanmayanlar’ı bitiremiyorum. ‘G’ ise başka bir âlem, üzerindeki her kum izi başka plajdan… Ama inşallah bu yaz saatleri ayarlayacağım.

Gazete’de etimoloji sorusu

aru015Famba, Tem 25th, 2007 | Kültür, Gündem with 6 Yorum

Hakkı Devrim’in köşesi aslında bir edebiyatçı, yazar ya da meslekten eleştirmen için bu ülkenin ne halde olabileceğine bir dalalettir. Birkaç çeşit yazım kılavuzu, olmayan etimolojisi sözlüğü ile bu ülkenin dili ne haldedir düşünün. Hakkı Devrim’in Radikal’deki köşesi okur kısmısının sözlük karıştırmak ya da ansiklopedi araştırmak yerine köşe yazarına sorduğu tuhaf bir yer. Örneğin bugün şu vardı:

Türkçe dostlarından (Melissa Barkan)

  • Gündem kelimesinin etimolojisini, varsa oluşum hikâyesini aktarabilir misiniz?

    – Genelde, yanlış türetmedir, Türkçe’de addan ad yapan dem eki yoktur, deniyor. İsmet Zeki Eyüboğlu’na göreyse, Eski

    Türkçe’de tanrı-dem «tanrısal» demektir; er-dem Moğolca’dan gelir; Uygur ağzında kündem «güneşli, parlayan» anlamına gelir.

  • Yahu kardeşim, aç sözlüğe bak, neden Hakkı Bey’i meşgul ediyorsunuz?

    Edebiyyyat

    Cuma, Tem 20th, 2007 | Kültür with 1 Yorum

    Bir edebiyatçı olarak, dergi çıkarma işlerine daldığım ilk yıllarda web üzerinde dergi çıkarma konusu da gündeme gelmişti. O günden bugüne “edebiyat ve internet” konusunda sayısız deneyim vs. yaşadım gördüm. Sığ edebiyatın web sitelerinde genelde “gasteciler” tarafından endam ettirildiğine, köşe başlarını tutan elemanların, genelde para kazanmak için yaptıkları icraatların görünmesi amacı ile teyyareden kampanyalar düzenlediklerine de şahit oldum. Konuyu daha önce tartışmıştım, ama görüyorum ki pek etkili olmamışım. Süperpoligon turnayı domain’den vurmuş. Süperpoligonedebiyat.com “kişisel gelişim”den “diyet” kitaplarına kadar okurun hizmetindeymiş..

    Öykücü olmak kafi olmayınca..

    aru015Famba, Tem 18th, 2007 | Kültür, Çerçöp with 7 Yorum

    Çoğu kez yazar şair olmak kişi için yeterli gelmiyor demek ki. Bürokratların, devlet adamlarının, belediye başkanlarının, fahri de olsa doktora kabilinden ünvanlarını gidip her yere yazdırması canımı sıkar. Hatta eline T cetveli alıp, Kadıköy’de oy isteyen belediye başkan adayı da vardı. Neyse, bana bunları yazdıran olaya gelelim. Yitik Ülke Yayınları öykü kitabı basmış bir tane. Yalnız adı Karanlığı Kadife Örtüsü olan bu öykü kitabının yazarının adı “Prof. Dr. Harun Mutluay”. Bir öykücünün kendi ünvanını bu kadar ciddiye alması ve “öykücü kimliğinin” pek bir halta yaramadığının göstergesi gibi geldi bana bu. Sadece “Harun Mutluay” olmak yetmiyor demek ki adama.

    Harry Potter Virüsüne Karşı Uyarı

    Cuma, Tem 13th, 2007 | Kültür, Çerçöp with Yorumsuz

    Bütün dünyada satış rekoru kıran Harry Potter serisinin son kitabı Ölümcül Takdis, elde ettiği popüleritenin kurbanı mı oluyor?

    USB bağlantısıyla bulaşan “Hairy A” adındaki virüs, son romanın kopya dokümanı olarak görünüyor. Dosyanın açılması durumunda beliren ”Harry Potter öldü” yazısı ise, Harry Potter hayranlarını inceden tiye alıyor. Bu haberin devamını oku »