Başlık: "Politika"

‘Solcular yatakta daha iyi’

Cuma, Nis 11th, 2008 | Dünya, Politika with Yorumsuz

İtalya’da pazar günü yapılacak genel seçimlere “kadın adaylar” damgasını vurdu! Seçimin favorilerinden eski Başbakan Silvio Berlusconi’nin “Merkez sağ’ın kadınları daha güzel” şeklindeki kışkırtıcı açıklamasına sol cepheden kendininkinden aşağı kalmayacak bir cevap geldi…. İtalya’da hareketli geçen seçim kampanyasının son günlerine doğru kontrolü kaybeden sadece Berlusconi olmadı… Merkez Sol’un önde gelen isimlerinden Senatör Cesare Salvi bu ifadelere yanıt olarak “solun kadınlarının da yatakta başarılı olduğunu” söyledi.
Bu haberin devamını oku »

Rüşvet değil bahşişmiş…

Pazar, Sub 10th, 2008 | Politika with Yorumsuz

Tapu ve Kadastro Genel Müdürü Mehmet Zeki Atlı, tapu sicil müdürlüklerindeki rüşvet iddialarıyla ilgili çoğu zaman haksız suçlamalara maruz kaldıklarını belirterek şöyle demişti: 

“Vatandaşın verdiği 15-20 milyon, rüşvet olarak yansıtılıyor, bizde insanlar evlenirken ya da ev alırken, böylesi mutlu anlarında bahşiş verir. Ev aldığı zaman onun mutluluğu içinde oradaki memura üç beş kuruş bahşiş bırakıyor. Bizde en büyük sıkıntı bu. İnsanlar sırasını beklememek için iş takipçilerini de araya sokup, üç beş kuruş verip, oradaki bir iki memurla da anlaşıp, işini öne alma gibi hoş olmayan şeyler yapıyorlar.”

Bu açıklama üzerine Türkiye’de “Rüşvet mi, bahşiş mi?” tartışması başladı. Tartışmaya bugün iki önemli isim katıldı. Bayındırlık ve İskan Bakanı Faruk Nafiz Özak, Tapu ve Kadastro Genel Müdürü Mehmet Atlı’ya destek vererek şöyle dedi:

“Bahşiş ile rüşveti bir birine karıştırmamak lazım. Hukuki ve ahlaki olmayan her şeyin karşısındayız. Çok az da olsa, böyle sorunlar yaşayabiliriz. Ama bunu abartmamak lazım.”

Tapu ve Kadastro Genel Müdürü Mehmet Atlı’ya ikinci destek, Topkapı Sarayı Müzesi Müdürü ve Uluslararası Osmanlı Çalışmaları Topluluğu Başkan Yardımcısı, Prof. Dr. İlber Ortaylı’dan geldi. Ortaylı şunları söyledi:

“BEN DE BAHŞİŞ VERDİM”

“Bahşiş, hediyedir. Hukuki değildir ama ahlakidir. İyi izah edilmemiş bir olay. Ben de ev aldım, sattım. 5 sene tapu dairesine gittim. 10-15 parayı ben de verdim hediye diye. Yalan yok, rüşvet değil… Bu gibi yollarda lazımdır ta ki telafi edilene kadar. Tapu memurlarının eskimiş kıyafet ve kravatla vatandaşın karşısında durması caiz değildir. Tapu ve kadastro personeline döner sermayeden pay aktarılması sorunun çözümüne katkıda bulunur.”

Yemek ve tıraş için Meclis’e gelenler var

Pazartesi, Oca 28th, 2008 | Politika with Yorumsuz

AKP Kırıkkale Milletvekili ve Meclis eski Genel Sekreteri Vahit Erdem, “Dünyanın hiçbir yerinde insanların bu kadar girip çıktığı Meclis yok. Meclis’te büyük bir olay olabilir. Bu olaylar olmadan tedbiri almak lazım” uyarısında bulundu. TBMM’ye günde ortalama 5 bin kişinin geldiğini hatırlatan Erdem, “Tıraş olmak için, yemek yemek için, servise binmek için Meclis’e gelenler var. Meclis, iş takibi yeri, zaman geçirme yeri olmaktan çıkartılmalı” diye konuştu.
Bu haberin devamını oku »

Rambo, Barzani parasıyla Türkiye’ye karşı savaşacak

Pazar, Kas 25th, 2007 | Politika with Yorumsuz

Yeni Şafak’tan 

Kuzey Iraklı Kürtler ve Ermeniler, yapımcılığını Hollywood prodüksüyon şirketlerinin üstleneceği bir dizi sinema filmiyle, uluslararası alanda propaganda atağına başlamaya hazırlanıyor. Bu haberin devamını oku »

Vatan hainleri

Salu0131, Eyl 18th, 2007 | Politika with Yorumsuz

İşte vatan hainleri. İçimizdeki Valonlar, Flamanlar ve İralandalılar. Bu adam resmen vatanını satmış. Aha işte belgesi. Böyle vatan hainlerine haddini bildirmek için eBay sitemiz hemen bu alçaklığa bir dur demiş. Demesi lazım zaten. Ant içerim.

Batı’nın Yeni Oryantal Gülü

Salu0131, Eyl 18th, 2007 | Politika, Çerçöp with Yorumsuz

Bir Türk İngiltere’nin Lordlar Kamarasına ayak basıyor. Bu övüncü, “yersiz-yurtsuzlaştırılmış” Fethullah Gülen’e borçluyuz.

 

Aralarında İrish School of Ecumenics ve Dialogue Society gibi kurumların da yer aldığı bir organizasyonun ana fikri olarak damgasını vuruyor Gülen: “Muslim World in Transition: Contributions of the Gulen Movement”. Toplumsal ya da tarihsel olguları yeni bir evreye geçiş olarak “yeniden okuyan” yaklaşım, konferansın adına sinmiş. Konferansı tanıtan yazıda da bu yaklaşımın izini sözcük seçimlerinde sürmek mümkün: 1) “Batı’yla karşılaşma” – Gülen hareketi Batı ile karşılaşmanın önemli safhalarından biri olarak betimleniyor. 2) “eklemlemek” – demokrasi ve çok kültürlülük gibi konuların Batı ile İslam dünyası arasındaki ilişkiye eklemlenmesinde önemli katkıya sahipmiş Gülen. 3) “yeniden okumak” - Gülen, İslam dünyasındaki yenilik ve yeniden yorumlama bağlamında dini metinleri yeniden okuyormuş. (Fethullah Hoca da bir şeyleri yeniden yapma trendine dahil edildi anlaşılan.)

 

Konferansla ilgili yeniden bilgi almak için başa dönebilir ya da GulenConference sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Başka şey için durabilir miydi?

Peru015Fembe, Agu 23rd, 2007 | Politika, Gündem with Yorumsuz

Çölaşan hadisesi derinleşirken (örneğin bkz The Guardian’daki yazı) dün Cumhurbaşkan’ı Sezer’in jesti ile apışıp kaldım. Sezer’in ilk zamanlarki zoraki sevimliliğinin altında yatan şeyler hakkında biraz biraz fikir sahibi oluyoruz. Görüyoruz ki memlekette bu kadar ölüm, kalım, şu bu gibi facia yaşanırken konutundan çıkamayan Cumhurbaşkanı, Çölaşan’ı sokakta görüp, konvoyunu durdurup, o kadar korumayı şaşırtarak sohbet edebiliyormuş. Bir şekilde Hümanizma’ya bu kadar bel bağlanan bir kültürün, Cumhuriyet kültürünün en yetkili mercii durumundaki Sezer’in bu olay karşısında gösterdiği “sevecenlik” insana bürokrasinin işleyişindeki tuhaflıkları da göstermiyor değil.

Türkiye İran olabilir mi?

Peru015Fembe, Agu 23rd, 2007 | Politika with 1 Yorum

bu sorunun hâlâ sorulmadığını düşünen varsa şuraya bir göz atabilir. İran Türkiye olmuş zaten. Canım Türkiyem, canım sibel, canım tatlıses.

İsim kıtlığına kıran girince..

Pazartesi, Agu 13th, 2007 | Politika, Gündem with 1 Yorum
Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok, Atakule’ye rakip olacak bir Cumhuriyet Kulesi yapacaklarını belirterek, “Estergon Kalesi yanına inşa edilecek kule, Ankara’nın çehresini değiştirecek” dedi. (Hürriyet)

Herhalde isim kıtlığına kıran girdi. Ya da ne bileyim, şu habere “neden ki lan?” demek geliyor içimden, trilyon kere. Daha detaylı bir tartışma için bkz İzlenimler.

Köşe Yazarlığının Dayanılmaz Hafifliği

aru015Famba, Agu 8th, 2007 | Politika, Ekonomi with 3 Yorum

Köşe yazarlarını oldum olası sıkıcı bulmuşumdur. Geçmişte, edebiyatın içinden gelmiş kimselerin gazetelerde köşe yazması gibi bir durum varken bile yüzeysel kalmışlardır. Dahası, her köşe yazarının, sınırları belli bir rolü vardır. Kimin hangi konuda ne yazabileceği üç aşağı beş yukarı bellidir. Yazdıkları konularda da derinlemesine bir şey pek sunmazlar. Biliyorum; aralarından bazıları bayağı entel görünmeyi başarıyor.

Taha Akyol da bir köşe yazarı;
http://www.milliyet.com.tr/2007/08/08/yazar/akyol.html
adresindeki yazısında THY grevinin yanlışlığından söz ediyor, yazısını da şöyle bitiriyor:

Hangi sendikacılık?
Türkiye ‘militan sendikacılık’ anlayışını 12 Eylül öncesinde DİSK’le yaşadı.
İktidarlar DİSK’i KİT’lere sokmadıkları için KİT’lerde Türk-İş örgütlenmişti.
DİSK’in örgütlenebileceği alan özel sektördü ve DİSK’in “sınıf savaşı” ruhuna da uygun düşüyordu. DİSK “uzlaşmaz sınıf sendikacılığı” diyerek uzun, tahripkâr grevler yapıyordu o zaman.
Ama bugün DİSK, Türkiye’nin en rasyonel ve verimli çalışan sendikalarından biridir. Bir özel sektör firmasında DİSK’in grev yapıp eskisi gibi işyerine zarar verdiğini gören var mı?
Şimdi grevleri, iş yavaşlatmaları KİT’lerde ’sağcı’ Türk-İş yapıyor! O da giderek azalıyor.
Eskiden kol gücü için bir hak arama kurumu olan grev, teknik ve büro hizmetlerinin öne geçtiği çağımızda artık sahibine zarar veren demode bir silahtır. Tipik örnek 1995′teki Havaş grevidir…
Sendika, Havaş’ta grev kararı alacağını ama grev uygulaması yapmayacağını söylemişti! Halbuki 128 gün grev yaptı! Buna para matbaası olsa dayanamazdı…
Mecburen Havaş satıldı, çökertilmiş bir işletme olduğu için çok sayıda eleman işten çıkarıldı!
Çağımızın acımasız yarış ortamında THY çalışanlarının kendi ayağına kurşun sıkmayacağından eminim.

Literatürde Taha Akyol’a grev kırıcı deniyor. Bu da pek matah bir sıfat sayılmaz. Grev kırıcı sayılmaktan memnun olanlar varsa da bununla gurur duyanlar olacağını pek sanmıyorum. THY çalışanlarının olası grev kararının yanlış olacağını iddia etmek bir şeydir. Ama Akyol düpedüz öğüt vermeye kalkıyor. Hem de bunu ateşli bir vaizin tehditçi retoriğiyle yapmaya kalkıyor; “Bakın Havaş’ın başına neler geldi, kendi bacağınıza kurşun sıkmayın ha!” şeklinde konuşuyor. Akyol, önce yazdığı gazetenin de ait olduğu grubun yüzlerce gazeteciyi neden, nasıl işsiz bıraktığını açıklamalıdır.