Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’le ilgili fantastik bir maceraya atılmaya ne dersiniz? Alfa Yayınları’ndan çıkan solumda görmüş olduÄŸunuz kitap iÅŸte bu maceraya açılan kapı. Kitap raflarda yer almadan önce, ÅŸu anda hiçbir yerde bulamayacağınız kitabın giriÅŸ bölümünden dikkat çekici, akıl hoplatıcı, çivi sökücü bazı ayrıntılar:
Åžoförü aÅŸağıda bekliyordu. “Fabrikaya gidelim, çocuk” dedi.
…
Bazı makinelerdeki problemleri dikkatlice dinledi. Sonra mühendise sordu: “Bu makinelerin üretim kapasitesi düşürülmeden bakımlarını nasıl yapabiliriz, sen ne önerirsin?” Gelen cevapları sonuna kadar dinledi ve mühendisin hevesle anlattığı önerilerin uygulamaya konmasında mutabık kaldılar.
…
Odasına doÄŸru gitmek için elinde sigara merdivenleri çıkarken yere bakıyordu ve eli çenesinde yavaÅŸ yavaÅŸ tırmanıyordu. Alınması gereken 18 milyon dolarlık yeni yatırım kararını Yönetim Kurulu’na nasıl kabul ettireceÄŸini düşünüyordu. Hemen hepsi bu yatırıma karşıydı. Hepsini teker teker ikna edecekti.
Capital dergisinde çıkan bir röportajında yönetici olarak bu kadar baÅŸarıya nasıl ulaÅŸtığı sorulduÄŸunda sigarasından bir nefes alarak “E-maillerle” demiÅŸti.
…
Odasına girerken sekreterine “Türk kahvemi yolla, çocuk” dedi. (…) Kapının önünde ÅŸu yazıyordu:
MUSTAFA KEMAL
GENEL MÜDÜR
Arz ederim.
NTV’nin sayfasında verilen iki habere göre, Türkiye, Avusturya ve Rumları BM’ye ÅŸikayet etmiÅŸ. Avsturya’dan ÅŸikayetmiz, bir teröristin Türkiye’ye iade edilmemesi, Rumlar’dan ÅŸikayetimiz ise, DoÄŸu Akdeniz’de giriÅŸilen doÄŸalgaz ve petrol arama projeleri.
Åžikayetlere BM ne yanıt vermiÅŸ olabilir? Ben bilmem, babana sor, çıkışıyla durumun ABD’ye intikal ettirilmesini mi salık verdi acaba?
Biz Sabah gazetesinden alıntıladık; ancak araÅŸtırma Mediacat’e aitmiÅŸ:
Pazarlama İletiÅŸimi dergisi Mediacat’in sayfalarına taşıdığı bu araÅŸtırmanın sonuçları; İstanbul, Ankara ve İzmir illerinde 18 Haziran-6 Temmuz tarihleri arasında yapılan 650 görüşme neticesinde ortaya çıkmış. Görüşme sonuçlarına göre, katılımcıların yüzde 44′ü Seda Sayan derken, yüzde 34′ü Cem Yılmaz, yüzde 33′ü ise UÄŸur Dündar ismi üzerinde durmuÅŸ. Haziran ayında yapılan bir önceki araÅŸtırmada toplumun yüzde 54′ü Seda Sayan’ı seçerken temmuz ayında bu oran yüzde 44′e düşmüş ama yine de Sayan’ı birincilik tahtından edememiÅŸ.
Seda Sayan’a güvenenlerin oy oranının AKP’nin son seçimlerde aldığı oy oranına eÅŸit olmasından sakın bir anlam çıkarmayalım. Yine de insan, “Acaba aradaki %2 kimlerden oluÅŸuyor?” diye sormadan edemiyor.
Sabah gazetesinin haberini buradan okuyabilirsiniz.
Zaman Gazetesi’nin haberine göre, YaÅŸar Okuyan, KanalA’da yayınlanan “Görüş Farkı” programında baÅŸlıkta gördüğünüz cümleyi sarfetmiÅŸ. Okuyan “SaÄŸcı da olmadım solcu da.” demekle yetiniyor. “Ben hep milliyetçiydim.” demiÅŸ. Yaklaşık olarak aynı düşünce ünlü bir Alman politikacı da için de kullanılıyordu. Bazı politik alışkanlıklar, sol ya da saÄŸ içerik taşımazlar; bunlara ideoloji de diyemeyiz.
Nil Demirkazık’ı anımsar mısınız? 2002 seçimlerinde AKP’ye aday adayı olmak amacıyla baÅŸvurmuÅŸtu; AKP, Demirkazık’ı aday göstermemiÅŸ olmasına karşın, ötede beride AKP’li gibi görünüp demeçler vermiÅŸti. Medya da, biraz da AKP’yi yıpratmak için olsa gerek, Demirkazık’ı göz önünde tutmaya çalışmıştı. Son seçimdeyse Diyarbakır’dan bağımsız milletvekili adayı olmuÅŸ; üstelik internet sitesinde şöyle diyor:
2007 seçimlerinde DTP nin desteğini alarak bağımsız adaylık için başvurdum. Milletvekili olmak istememin nedenlerini, Türkiye’de, en doğru biçimde sizler anladınız. Çünkü bu köşeden yaklaşik iki yıldır Kürt halkına sesleniyorum. Beni gerçekten anladıklarını, değerlendirdiklerini ve milletvekili olmam durumunda neleri savunacağımı bildiklerini düşünüyorum.
Ne söylenebilir ki?
İşte karşınızda bir milletvekili. Böyle bir poz vermiş halkına böyle bir de demeç. Çok güzel paranı bastırmışsın partine iyi hizmet etmişsin yahut etmeyi taahhüt etmişsin. Çok başarılı. Ama bu imaj çalışması nedir? Sayıyla dua etmek her zaman için bana garip gelmiştir. Belki de benim kafa yamuk bu durum onunla alakalı. Ancak yine de sayın milletvekilimin durumu manşete Zikirmatik Ayşe olarak yansıyacak. Ben demezsen şimdi bunu Bekir Coşkun diyecek, Emin Çölaşan diyecek, Can Ataklı diyecek.
Tespihin suyunun suyu
Şimdi ikinci duruma geçiyorum. Eski çağlardan beri müslümanların kullandığı bir matematik aracı abaküsün prototipi tespihin suyu mu çıktı? Yoksa tespihin görüntüsünden mi hoşlanmıyorsunuz sayın milletvekilim? O zaman daha yobaz oluyorsunuz, şimdi ise numaratörle daha çağdaş mı olduk. Takunya ve tespih de siyasi simge falan olmuştur heralde. Belki de ondan korkuyordur. Mükemmel bir çelişki mükemmel tulumba tatlısı veya üç perhizli lahana turşusu.
Ben yine de Tuğçe Baran diyorum.
EÄŸer başına Akın Birdal geçerse neden olmasın. DTP’liler mecliste ılımlı, uzlaÅŸmacı ve dengeli siyaset uygulayacaklarsa kendi asıl davalarından olmayan bir kiÅŸinin onlara liderlik etmesi kadar çeliÅŸkili ve siyasi arenaya yakışır bir tablo olamaz. Bu Suriye Irak esprisindeki Sünni halk Åžii lider, Åžii halk Sünni lider olayına benziyor. Bu ihtimali kuvvetlendiren çok önemli iki önemli veri var. DTP Hakkari vekil seçimi yüzünden grup kuramamakla karşı karşıya. Bu yüzden DTP grubunun içine Ufuk Uras ve Akın Birdal’ın da katılması bekleniyor. İkincisi Akın Birdal Diyarbakır’dan vekil seçildi ve Türkçe biliyor.
Mecliste kavga dövüş falan olmayacak. MHP de DTP de kardeÅŸ kardeÅŸ oturacaklar. Biri en sağın biri ise en solun partileri gibi görünse de “siyaset uysallaÅŸtırır” özdeyiÅŸimi bu noktada devreye soktuÄŸumuzda DTP’nin mevcut siyasi yelpazenin merkez sol tayfasını yelleyebilecek en uygun yerde olduÄŸunu görmemek ayıp olur.
Velhasılı kelam, dünyaca ünlü Türk anayasası profesörü Zafer Üskül hocamızın da altını çizdiÄŸi Kemalizm’in ortak siyasi platformdan bir baÅŸka deyiÅŸle anayasadan çıkarılması halinde MHP ve CHP milliyetçilik tarafından marjinalize olacaklar. BildiÄŸimiz klasik muhafazakar çizgiye daha bir yakın oynamak zorunda kalacaklar. Yani beÅŸ sene boyunca ortasahamızda Aurelio ve Selçuk Åžahin oynayacak. Kanatlar önemli deÄŸil.
Radikal gazetesinde Hakkı Devrim aÅŸağıdaki talihsiz cümleleri, “Sıra gene türbana geliyor” alt baÅŸlığıyla yazmış:
Geçen seksen yıla rağmen, şikâyetleri, dilekleri, tercihleri çok önemli olan seçmeni (yani milletimizi, bizi, kendimizi) doğru dürüst tanıyamadığımızın en son ve açık delili, seçim sonuçları karşısındaki şaşkınlığımız oldu.
GeliÅŸmeleri düzenlemeye çalışabilirsiniz, çalışmalısınız, ama önlemek isteyince bunu her zaman baÅŸaramazsınız. Meclis’te Yahudi mebus olduÄŸu gibi Kürt mebus da bulunabilmelidir, deseniz -mesela 1950 seçimlerinde- kızılca kıyamet kopardı. Yeni Meclis’te yirmiden çok Kürt var, bizim Kürtler’den tabii… İtiraz eden oldu mu?
Görünüşte Hakkı Devrim, demokrasiyi savunuyor; ancak yukarıdaki cümlelerinin bilinçaltında “öteki”ni kabullenmede bir zorlanma olduÄŸu seziliyor. Seçim sonuçları karşısında ısrarla ÅŸaÅŸkın kalmaya devam eden öz-eleÅŸtirel aydından bana gına geldi; bu bir. İkincisi ”geliÅŸmeleri düzenlemeye çalışabilirsiniz, çalışmalısınız” ifadesinden sonra Kürt milletvekilleriyle ilgili ÅŸahane cümleyi kuruyor: “Yeni Meclis’te yirmiden çok Kürt var.” Bundan, geliÅŸmeler düzenlenmiÅŸ olsa önüne geçilebilirdi anlamı da çıkmıyor mu? Ayrıca bu cümlede geçen, “Kürt”ü neyle deÄŸiÅŸtirirseniz deÄŸiÅŸtirin, aynı dışlayıcı tınıyı yakalamıyor mu? “Yeni Meclis’te yirmiden çok yahudi var.” ya da “Yeni Meclis’te yirmiden çok zenci var” Şöyle de diyebilir miyiz? Yeni Meclis’te beÅŸ yüzü aÅŸkın Türk var. Yazısının devamında da öğüt veriyor:
Gitmeyin ÅŸimdi üzerine. Bütün pürüzleri birden gideremeyebiliriz. En ileri ve müreffeh toplumların bile, çözümlenememiÅŸ ilkel pürüzleri var. Din konusunda, dil konusunda, dirlik konusunda, birlik konusunda… ama var.
Beğendiğimiz, güvendiğimiz siyasetçi Abdullah Gül, dilerdim ki «milletin iradesi» gibi, bu beşerî, bu tarihî gerçeği de görmezlikten gelmesin!
Eee, o da insan!
Yirmiden fazla Kürt girmiÅŸ Meclis’e, ÅŸimdilik bu kadar yeter! Hak hukuÄŸu azar azar, verelim, birden yüklersek bel verir, deÄŸil mi?
Kamer Genç müthiÅŸ bir baÅŸlangıç yapmış; bir sabah programında, çiçek sulama konusunun ortaya atılmasıyla kontrolü kaybetmiÅŸ, aÄŸzından bal akmış. Milliyet’in haberi ve görüntüler için tıklayın.
Hürriyet’in magazin sayfalarında yer bulan bir habere göre, Pelin Batu, Baskın Oran’ın meclise giremediÄŸini öğrenince “üzüntüsünü gizlemekte güçlük çekmiÅŸ.” KuÅŸkusuz magazin sayfasında yer aldığı için, haberin söylemi ciddiyetten uzak. Ancak politikayla ilgili bu içerik, sunuluÅŸ üslubuyla bir arada düşünülünce, ortaya oldukça ironik bir tablo çıkmış.
Baskın Oran’ın en büyük destekçisi Pelin Batu muydu gerçekten?