Başlık: "Türkiye"

İnternetten satılık forvet!

Pazartesi, Mar 17th, 2008 | Türkiye with Yorumsuz

 

Hayatın vazgeçilmez unsurları arasına giren internet, sonunda futbolcu transferlerinde de kullanılmaya başlandı.
         İstanbul amatör küme takımlarından İmesspor’da forma giyen Engin Kodan isimli futbolcu, profesyonel takımda oynama hedefine ulaşabilmek için çözümü, kendisini internet aracılığıyla açık artırmayla pazarlamakta buldu.

Bu haberin devamını oku »

Köpeği havladı diye silahla vuruldu

Pazartesi, Mar 17th, 2008 | Türkiye, Gündem with Yorumsuz

Bursa’nın Gemlik ilçesinde, köpeğini gezdiren alkollü bir kişi, köpeğin kendisine havladığını söyleyen alkollü bir kişi tarafından silahla vuruldu.

Topuğundan yaralanan kişi hastaneye kaldırılırken, gözaltına alınan zanlının ise 375 promil alkollü olduğu ortaya çıktı.

Balıkpazarı Sahil Caddesi’nde alkol alarak köpeğini gezdiren Murat Y. (47), köpeğini bir yere bağlayarak tuvalet ihtiyacını giderdi. Bu sırada Murat Y.’nin yanına gelen Hüseyin A. (33) isimli kişi, köpeğin kendisine saldırarak, havladığını söyledi. Köpeğinin böyle huylarının olmadığını belirten Murat Y., Hüseyin A. tarafından tabancayla vuruldu. Topuğundan yaralanan Murat Y., hastaneye kaldırıldı.

Yaralının sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.

Mağdurun 310 promil, saldırganın ise 375 promil alkollü olduğu belirlendi. Zanlı Hüseyin A. gözaltına alındı.

Ensesinde iğne ucu unuttular!

Pazartesi, Mar 17th, 2008 | Türkiye, Gündem with Yorumsuz

Sarnıç Belde Belediyesi’nde işçi olarak çalışan Salih Aktaş, geçen yılın haziranda, şiddetli baş ağrısı ile karşılaştı. Evli ve 1 çocuk babası Aktaş, ağrılarının bir türlü dinmemesi üzerine İzmir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne gitti.
Muayenesinde, omurilik bölgesindeki damarlardan birinin tıkalı olduğu saptanan Aktaş, ameliyata alındı. Başarılı geçen müdahale ardından taburcu edilen Aktaş, bir hafta sonra duş alırken dikişlerinin açıldığını fark etti. Hastaneye giden Aktaş’ın ensesindeki iltihap temizlenirken, tekrar dikiş atıldı.
Ameliyata rağmen acıları dayanılmaz hale gelen Aktaş, aynı hastaneye tekrar gittiğinde kendisine bir operasyon daha yapılması gerektiği söylendi.
Doktorların röntgenlerini vermemesinden ve ne amaçla bir operasyon daha yapılacağının söylenmemesinden şüphelenen Aktaş, yakınlarının tavsiyesiyle Alsancak’taki özel bir sağlık merkezine gidip beyin tomografisi çektirmek istedi.
Beyin tomografisine alınan Aktaş’ın ensesine yakın yerde metal uçlu cisimler olduğu belirlendi. Durumundan iyice şüphelenen Aktaş, gittiği Alsancak Devlet Hastanesi’nde çektirdiği röntgen filmlerinde, ensesinde iki iğne ucu unutulduğu anlaşıldı. Çeşitli hastaneleri dolaşan Aktaş’a, ameliyatı ardından gerçekleştirilen dikiş sırasında, iğnenin kırılıp cildinin altında kaldığı belirtildi. Şaşkına dönen Aktaş, ameliyat olduğu hastaneye gidip doktorlarla görüştü, ancak kimin hatasıyla bu duruma düştüğünü öğrenemedi.
Aktaş, “Ameliyatın ardından daha kötü oldum. Kimse bana gerçeği söylemedi, sadece yeni operasyon yapılması gerektiği söylendi. Sağlığımla oynayanlardan adalet önünde hesap soracağım” dedi.

3 YTL’den kaçtı 7 yılla yargılanıyor

aru015Famba, Mar 12th, 2008 | Türkiye with Yorumsuz

Boğaz Köprüsü

Boğaz köprüsünden para ödemeden geçmek için motosikletinin plakasında değişiklik yaptığı ortaya çıkan sürücüye ‘nitelikli dolandırıcılık’tan dava açıldı. 3 YTL’den kaçan F.E şimdi 7 yıl hapisle yargılanıyor.

Bu haberin devamını oku »

Gülen: ‘Tesettüre sokulmuş bayanlar, başı açık kızlara tacizde bulunabilir’

Peru015Fembe, Sub 7th, 2008 | Türkiye with Yorumsuz

Nur cemaatinin önde gelen isimlerinden Fethullah Gülen, yükseköğretimde türbana serbestlik getiren düzenlemenin ardından “provokasyonlar yaşanabileceği”ni savundu.
Zaman gazetesinde Anayasa değişikliği ile ilgili yorumu yayımlanan Gülen, üniversiteler başörtüsüyle girilmesi durumunda herhangi bir olay yaşanmayacağını savunarak, şöyle dedi:

‘Devlet dikkatli olsun’

“Gerçek bu iken, asıl mağduriyete zaman zaman daha çok dindarlar maruz kalıyorken, başörtüsü serbest bırakıldığında başını örtemeyenlere baskı olur demek, aslında yapılabilecek provokasyonları akla getirmektedir. Önceki dönemlerde şahit olduğumuz üzere, eğer başörtüsü kanunu Meclis’ten geçer -ki, bu kanunu kabul edip etmemek Meclis’in, onu tasdik edip etmemek Cumhurbaşkanı’nın selahiyeti içindedir- kızlarımız üniversitelerde başörtülü okuma imkânına kavuşursa, ciddi provokasyonlar sahnele- nebilir. Belli yerlerde kendilerine çarşaf giydirilmiş bazı vazifeli erkekler, tesettüre sokulmuş bazı vazifeli bayanlar, başlarını örtmeyen kızlarımıza rahatsızlık verebilir; sözlü, hatta fiili tacizlerde bulanabilirler. Bu konuda fevkalade endişeliyim ve rical-i devletimizin bu hususta mesul olanlarının çok dikkatli olması gerektiğine inanıyorum.”

Dindar bilim adamları

Bilimle dinin Descartes zamanında ayrıldığını, halen üniversitelerde de bu görüşün hâkim olduğunu kaydeden Gülen şöyle devam etti:
“Gerçi böyle bir ayrılık, Müslümanlar olarak bizim inanç sistemimizde, ilme bakışımızda da, tarihimizde de yoktur. İlim ve din bizde aynı mananın iki farklı ifadesinden ibarettir. Biri zihnin, diğeri kalbin ışığı olarak görülmüştür. İbn-i Sina, Zehravi, Biruni, Harizmi gibi bu tarihi dolduran onbinlerce bilim adamı hem çok iyi dindardı, hem çok iyi sufi idi.”

‘Terör merkezleri endişeli’

Gülen ayrıca, “terörizmden beslenenler”in de başörtüsü yasağına karşı çıktığını savunarak şu ifadeleri kullandı:
“…Yıllarca uğraşıp on binlerce şehit verdiğimiz, pek çok milli serveti tüketerek, dünya kamuoyunu da nispeten yanımıza çekerek belli muvaffakiyetler kazandığımız terörün asıl merkezleri de başörtüsünün serbest bırakılacak olmasından endişe duymaktadır.”

‘Sütçü İmamlık yapmayın’

Gülen www.herkul.org sitesinde yer alan yorumun uzun bölümünde de, “tesettürün son zamanlarda bir yönüyle çok büyütüldüğünü, biraz da politize edildiği”ni kaydederek “Herkes için demiyorum. Politize edenler oldu. Bir yönüyle de mülahaza ayağa düşürülmek istendi” diye konuştu. Gülen ayrıca “Hani birisi ‘İdarecilerin akılları başlarına geleceği âna kadar biz başı kapalıyı üniversiteye sokmayız’ demişti. Ben de şöyle diyeyim:

‘Bağrımıza basacağız’

Her şeyi birbirine karıştıran bu insanların akılları başlarına gelinceye kadar, Hazreti Mevlana gibi kollarımızı açıp bunları bağrımıza basacağımız vaadinde bulunmalıyız. Katiyen kendi insanımıza karşı Sütçü İmam’lığa kalkmamalıyız. Birileri başını örttüğünden dolayı demokrasi ‘Ben gidiyorum, bir daha gelmem bu memlekete, size küstüm’ demez” yorumunu yaptı.

Kendi salasını duyunca fenalaştı

Salu0131, Sub 5th, 2008 | Türkiye with Yorumsuz

Niğde’nin Bor ilçesinde emekli işçi Fahri Ürünveren için “öldü” diye sala verildi. Kendisi için sala verildiğini duyunca fenalaşan Ürünveren, şakayı yapan kişinin bulunmasını istedi.
      AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, Bor ilçesindeki Paşa Camisi’nde sabah verilen salada, Kenan Evren Mahallesi’nde oturan ve bir süre önce belediyeden emekli olan Fahri Ürünveren’in “hakkın rahmetine kavuştuğu”, cenazenin öğleyin kaldırılacağı duyuruldu.
      Bu arada, salayı duyunca fenalaşan Fahri Ürünveren, evde ailesinin müdahalesiyle kendine gelebildi. Ürünveren’in yakınları da salayı duyunca başsağlığı için eve geldi.
      Fahri Ürünveren, AA muhabirine yaptığı açıklamada, salayı duyunca çok heyecanlandığını belirterek, “Kalbim duracak gibi oldu. Eşimin ve çocuklarımın yardımıyla kendime gelebildim. Bu garip şakayı yapanın bulunmasını istiyorum. Annem de salayı duyunca ağlamaya başlamış” dedi.
      Salayı okuyan Paşa Camisi İmamı Recep Baştürk ise sala okunmasını isteyen kişiyi tanımadığını belirterek “Camiye gelen bir kişi, yakını olan Fahri Ürünveren’in öldüğünü söyleyerek benden sala vermemi istedi.
      Ben de bu isteği yerine getirdim. Olayın bir şaka olduğunu sonradan öğrendim. Olanlara çok üzüldüm, ama bunda benim bir suçum yok” diye konuştu.

TÜBİTAK’tan ”UFO” açıklaması

Salu0131, Sub 5th, 2008 | Türkiye with Yorumsuz

TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi, Kumburgaz’da bir site bekçisi tarafından çekilen ve ”UFO” olduğu iddia edilen görüntüler için ”UFO” teriminin kullanılabileceğini, ancak bunun, görüntülerin dünya dışı bir cisim olduğu anlamına da kesinlikle gelmeyeceğini bildirdi.

Kumburgaz’ta çekilen görüntülerin ön incelemesini yapan TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi’nin raporu çıktı.

Ön inceleme raporunda, sayısal formatta ve sayısal kamera ile NTSC formatında çekilen görüntülerin üzerindeki zaman kodlarından genellikle 2007 yılının yaz aylarında çekildiği belirtildi.

Çekimlerde görünen belirli yapıya sahip görüntülerin, ”bir bilgisayar animasyonu, özel bir video etkisi veya stüdyoda canlandırma şeklinde oluşturulmuş görüntüler olmadığı” kaydedilen raporda, çekimlerden elde edilen ilk izlenimlerin, görüntülerden bazılarının, gece gökyüzünde ufuktan belli bir yükseklikte çekildiğini gösterdiği ifade edildi. Raporda şu bilgiler yer aldı:

”Zaman zaman o tarihte gökyüzünde bulunan Ay’a ait çekimlerin de olması, çekimlerin gece gökyüzünde açık havada yapıldığına işaret etmektedir. Fakat çekimlerin yapıldığı zamanlara ait zaman göstergesinde, bazen ‘AM’, bazen de ‘PM’ gözükmesi, çekimlerin yapıldığı zamanların doğruluğu konusunda kuşku uyandırmaktadır. Kasette görüntülenen cisimlere ait yakın çekimlerde, aynı karelerde başka bir referans cisim olmaması, zemin incelemelerinde belirgin bir fark gözükmemesi bu cisimlerin gerçek yerleri, uzaklıkları, boyutları ve ne oldukları konusunda bilgi verememektedir.”

Raporun sonuç kısmında, görüntülerin detaylı analizi yapılsa bile ne olduğunun tam olarak anlaşılamayacağı vurgulanarak, şu tespitlerde bulunuldu:

”Çünkü şüpheli cisimlerle aynı karelerde referans alınabilecek başka cisimlerin görüntülenmesi, çekimlerin yapıldığı yerde aynı şartlarda tarafımızdan özel donanımlarla başka çekimlerin yapılması gerekmektedir. Dolayısıyla bu tür şüpheli cisim görüntüleri için kullanılan ‘UFO’ (tanımlanamayan uçan cisim) terimi, bu görüntüler için de kullanılabilir. Ama bu tanım, görüntülerin dünya dışı bir cisim (uçan daire vb) olduğu anlamına kesinlikle gelmez.”

GÖZLEMEVİ MÜDÜRÜ EKER

Ulusal Gözlemevi Müdürü Prof. Dr. Zeki Eker de, görüntülerde tanımlanamayan cisimler olduğunu ifade ederek, çekilen görüntülerin montaj olmadığını, ancak ne olduğunu da anlayamadıklarını bildirdi.

Eker, ”Birisinin şakası da olabilir. Ama bu görüntülerin şaka olup olmadığı da ispatlanamaz” dedi.

Dil kursuna öğrenemedim davası

Salu0131, Sub 5th, 2008 | Türkiye with Yorumsuz

4922349.jpgAntalya’lı Evrim Aybek, iki yıldır devam etmesine rağmen yabancı dil öğrenemediği gerekçesiyle, yabancı dil kursu hakkında Antalya Tüketici Mahkemesi’ne dava açtı.

Aybek’in ardından yeterli dil eğitimi alamadıklarını belirten Havva Kurt, Özlem Esen ve Gizem Kabacı da aynı kurstan şikayetçi olup aynı mahkemeye dava açarak, yaptıkları ödemenin iadesini istedi.

Alanya’da yaşayan Evrim Aybek, bir kurs zincirinin Antalya şubesine yabancı dil ve mesleki eğitimi kursu alabilmek için başvurdu. Dil eğitimi için 3 bin 500 YTL, turizm acentesi açabilmeye yarayan diplomayı almak için de 4 bin 500 YTL ödediğini belirten Aybek, “Turizm acentacılığı konusunda kurs verebilecek hocayı bir türlü bulamadılar. Alanya’da yaşıyorum. Antalya‘ya gidip geliyorum. Sonunda buradaki kurs binasını kapattılar ve ben ne yapacağımı bilemedim. Ödediğim paralar var, daha ödeyeceğim senetlerim var. Yabancı dil zaten öğrenemedim” dedi.

3 KURSİYER DAHA DAVA AÇTI
Aybek’in ardından yeterli dil eğitimi alamadıklarını belirten Havva Kurt, Özlem Esen ve Gizem Kabacı da aynı kurstan şikayetçi olup aynı mahkemeye davalar açarak, yaptıkları ödemenin iadesini istedi. Turizm sektöründe çalıştığını belirten Özlem Esen, “Bize yabancı dil öğretecek öğretmeni bulamadılar. Buldukları biri vardı, bizim kadar ancak yabancı dil biliyordu. Pek farkımız yoktu. Sözleşmemizde yurt dışında bir üniversitede staj göreceğimiz yazılıydı, daha sonra bunu da iptal ettiklerini açıkladılar” diye konuştu.

Aybek’in davası Antalya Tüketici Mahkemesi’nde devam ederken, diğer 3 şikayetçinin davasına da önümüzdeki günlerde başlanacak.

Kocaya ’sibop’ denemez kararı

Cumartesi, Sub 2nd, 2008 | Türkiye with Yorumsuz

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, Kayseri 1. Aile Mahkemesi’nde açılan boşanma davasında emsal bir karara imza attı. Genel Kurul, ortaokul mezunu bir kadının avukat olan kocasına “Lan sibop” diyemeyeceğine karar veren yerel mahkeme kararının onanmasına hükmetti. Kararda tartışma yaratacak bir diğer unsur da avukatla evli ortaokul mezunu kadının “ezik” olarak nitelenmesi.

Mahkeme,kararında “Ortaokul mezunu bir bayanın avukat eşine ‘lan sibop’ demesinin eşlerin konumlarına ve kişiliklerine uygun düşmediği gibi böyle bir sözün söylenmesi de hiç mümkün görülmemiştir. Konumu gereği zaten ezik durumda bulunan bir kadının böyle bir laf etmesi ve dava dilekçesinde belirtilen tüm iddiaları gerçekleştirmesi mümkün görülmemiştir” dedi.

Yargıtay, açılan boşanma davasında avukat kocanın, ortaokul mezunu eşine 20 bin YTL tazminat ödemesi gerektiğine karar verdi.

AVUKAT, ORTAOKUL MEZUNU SEKRETERİYLE EVLENDİ

Yanında sekreter olarak çalışan nişanlı bir kadın ile ’seni mutlu edeceğim’ vaadiyle evlenen çift kısa süre sonra sorunlar yaşamaya başladı. Ailelerinden habersiz yapılan evliliğin ikinci ayında avukat, mahkemeye başvurarak eşinden boşanmak istedi. Avukat koca, karısının kendisine ‘ailenle görüşmeyeceksin’ şeklinde baskılar yaptığını, ‘lan sibop’ diyerek hakaret ettiğini, bacağını ısırdığını ve kıyafetlerini parçaladığını belirterek boşanma talebiyle dava açtı. Avukat koca ayn zamanda eşinden 40 bin YTL tazminat da talep etti.

Açılan boşanma davasında, ortaokul mezunu kadın ise eşinden boşanmak istemediğini, ancak mahkemenin boşanmaya hükmetmesi halinde 500 YTL yoksulluk nafakasına ve 30 bin YTL manevi tazminatın davacı kocadan alınarak kendisine verilmesini talep etti.

Kayseri 1. Aile Mahkemesi, çiftin boşanmasına ve davacı kocanın eşine aylık 200 YTL yoksulluk nafakası ve 20 bin YTL manevi tazminat ödemesi gerektiğine karar verdi. Kararda şöyle denildi:

“Davacı koca, isteyerek evlilik yapmasına rağmen ve ‘gerekirse ailemi silerim’ demesine rağmen bu sözlerini yerine getirmemiş, daha evliliğin başından itibaren evliliğe rıza göstermeyen ailesini düşünerek, eşi ile arasında tartışma ortamı ve zemini oluşturmuştur. Davacı, eşini nişanlısından ayırmış, ona mutlu bir gelecek vaad etmiş, ancak bu vaadlerini yerine getirmemiş, verdiği sözlere uygun davranışlar göstermemiştir. Yaşanan tüm olaylar nedeniyle davalı manevi yönden yıpranmış, kişilik haklarına ağır şekilde saldırı meydana gelmiştir. Davalının hayalleri yıkılmış, iki ay gibi kısa bir süre evlilik, önceki nişanlısından ayrılması sonucunda yaşamı altüst olmuştur. Bütün bunlara sebebiyet davacının kendisidir.”

Madagaskar Parasıyla Dolandırıcılık

Cumartesi, Sub 2nd, 2008 | Türkiye with Yorumsuz

Kırklareli’nin Lüleburgaz ilçesinde bilgisayar almak isteyen bir kişi, işyerini değeri düşük Madagaskar parası ile dolandırdı. İşyeri sahibi paraları bozdurmak için bankaya gidince gerçeği anladı.
Bu haberin devamını oku »