"Beyaz Türk" lafının bir reklam filminde, bir skeçte ya da bir sinema eserinde, bir operada, romanda kullanılabilecek en zırva hali Hürriyet’in 19 Temmuz’dan itibaren ekranlarımızda döndürdüğü “şey”de ortaya çıktı. Medyamız kendi uydurduğu kavramların altına kurgu cennetleri ve reklam cinnetleri sığdırmayı başarıyor, hele Hürriyet. Denize donla girenler bu ailedeki hangi eleman, ben daha çok futbol meraklısından şüpheleniyorum.

Reklam hakkında söyleyebileceğimiz birçok şey olabilir. Örneğin sofra konusu, orası sofra değil, ramazan ayı coca-cola reklamının düzeneği. Bu insanlar bizi temsil etmiyor, bizimle dalga geçiyorlar. Sofra, masa değildir. Masanın etrafındaki insanlar da değildir, çekirdek aile hiç değildir. “Sofra da sofraymış ha!” diyesi geliyor insanın. Bir arada yaşaya katlanan bireyler toplamına da aile demiyoruz. Bambaşka hayatların böyle bir çeşit “campaign”i genelde burjuvalarda, büyük zengin aristokrat ailelerde mevcuttur, idealler=para ise. Ya bir cinayet romanında toparlanırlar böyle ya da miras açıklanacağı zaman.. Niyetlerle kısmetler ve kasıtların öyle veya böyle gösterilip, arkasından konuşulduğu bir şey olarak reklamcılık size şu lafları ettirebilir:

“Mesela filmde başörtülü bir kadın da oynayabilirdi. Bunu çok düşündüm ama sonra film tamamen onun üstüne kurulu olacaktı.”

Hadi ya? Yapsaydın ya? Yapsaydınız, yiyorsa elbet. Biz bir aile ya da mozaik falan değiliz. Bir arada yaşamamız da “ortak paydada buluşmak” gibi konformist bir söyleme dayanmıyor. Bu reklam herhalde gördüğüm, en kötü Türk Ailesi kurgusudur.


Yorumlar

  1. 1
    olric // Tem 24th, 2007 at 8:13

    Kalp kalbe karşıymış… Ben de bunu girmeye hazırlanıyordum:)

  2. 2
    serkan_isin // Tem 24th, 2007 at 8:35

    Bunu yazmadan kıyamete kadar rahat yok. Hürriyet’in klişelerinin doruğa çıkmış hali. Rodney King’i döven o izbandut polisler aklıma geliyor nedense. Rodney King’dir o “aynı potada erime” söylemini yaratan.

  3. 3
    passive // Tem 24th, 2007 at 9:21

    ferzan özpetek italya’dan bizi bir aile gibi görebiliyor, ne mutlu ona!
    bir de ailenin ortak tek paydası o kıytırık burjuva sofrası. enteresan.

  4. 4
    olric // Tem 25th, 2007 at 6:52

    Bir de reklamda herkes birbirinden nefret ediyor. Adamlar Türkiye’yi gerçekten böyle görüyorsa vay halimize… Entel uyumsuz abla yarım aydınımızı mı temsil ediyor? Lümpen küçük kardeş magandalığımızı, business-class ağabey de öyle bir şeyi… Mesajları şu mu: “Bakın ne rezil bir toplumda yaşıyoruz. Ama sözümüzden çıkmayın. Sofraya oturun.” Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin…

  5. 5
    neoprolog // Tem 25th, 2007 at 11:28
  6. 6
    serkan_isin // Tem 25th, 2007 at 2:36
  7. 7
    şahin // Tem 26th, 2007 at 1:54

    Yok yok kınamayın dostlar.Zamansızlık aile kuramamış , yada darmanduman bir ailenin aile hayaliyle büyümüş çocukları bunlar.Yazmaktan okumaya , konuşmaktan dinlemeye vakit bulamayan ,belediye otobüsünün anlamını unutmuş sadece kendi aralarında sohbet eden ve kendini kendi aralarında oluşturdukları elit zeki sınıfın bir üyesi olarak tanımlayan kişiler.O kadar uzaklarki kendilerinden başkasının düşünemeyeceği yada anlayamayacağı gibi garip bir düşüncede boğulmuşlar. Kınamayın çünkü doktorlardaki tanrı komleksi bu zevatta bilmişlik sendromu olarak ortaya çıkmış ve bu sendromun temel nedeni onları birşey söylüyormuş gibi dileyen bileriz.Adamın kafasındaki aile yapısında böyle bir acaiplik var işte.Ve kesinlikle yazdıklarıyla , yaşadıklarıyla çok ama çok tutarlı.Kınamayın.

  8. 8
    serkan_isin // Tem 28th, 2007 at 3:09

    İzlenimler‘de Fethi Sipahi Tan, yepisyeni alternatif bir senaryo ile karşımıza gerçek türk ailesi budur işte! dedirtecek bir aile çıkarmış. Yarıldım gülmekten..

  9. 9
    KEREM // Agu 1st, 2007 at 5:42

    TÜRK ÜN BEYAZI OLMAZ TÜRKÜN HERYERİ BEYAZDIR

  10. 10
    Seyyah // Agu 7th, 2007 at 6:56

    Aslında reklamda tek bir gerçeklik var, o da verdiği ileti: Evet, “Biz yetmiş milyonluk büyük bir aileyiz. ” Ama gerisi tam anlamıyla hikâye. Ferzan Özpetek, İtalya’dan bakınca bu “kurgusal” ya da çok katı olmayalım, “sıradışı” aileyi mi görüyor? Ya da sadece bu aileyi mi görüyor? Sanmıyorum. Sanatçı duyarlılığıyla, eminim bunun tam da böyle olmadığının farkındadır. Ama ne yazık ki işte burada bu büyük ailede, hemen herkesin yaşadığı “ikili delilik” sendromu deveye giriyor. İçten sevip, dıştan nefret etmek, beğenip dudak bükmek, tasvip etmeyip takdir etmek, çalışmayıp sistemi suçlamak vs. Ne zaman o özlediğimiz aileyi Hürriyet reklamında görürüz? Düşündüğümüzle yaptığımız, söylediklerimizle davranışlarımız uyum içinde olduğu zaman, kendimizi kandırmaktan vazgeçtiğimiz zaman.

  11. 11
    elperseguidor // Agu 7th, 2007 at 7:36

    Ben buna da katılmayı pek istemiyorum; 70 milyonluk bir aile miyiz? Bir gazete neden milliyetçi birlik çağrısı yapıyor? Toplumun gündeminde sosyalizm olsaydı, reklamlar yine aynı içerikte mi olurdu? Hiç sanmıyorum.

  12. 12
    serkan_isin // Agu 7th, 2007 at 8:21

    Aslında sosyalizm ile milliyetçiliğin tepeden inme bir aile tasavvuru olacağı için, sanıyorum durum aynı olacaktı. eskiden “dikkat” reklamları vardı, “doğru ahmet” vs. Bu tür reklamlar aslında devlet tarafından yapılabilir de, ben Hürriyet gibi Kelebek ekinden, magazin servisine aşırı liberal bir şey’in bu tür dalaverelere yatmasını anlamıyorum. Ya aile olsa da olmasa, o gasteyi birileri alsın değil mi istedikleri? Ama bir dakika..

    “türkiye türklerindir” diyor değil mi Hürriyet?

  13. 13
    Seyyah // Agu 8th, 2007 at 7:50

    Hürriyet “Türkiye Türklerindir” diyor ama korkarım bu deyişi de pek yakında logolarından kaldıracaklardır. Kaldırmamalarının sebebi; eski bir geçmişi olması, toplumdan tepki alma endişesi gibi şeylerdir, yoksa bu deyişe inanmaları değil.

Yorum bırakın