Çoğu kez yazar şair olmak kişi için yeterli gelmiyor demek ki. Bürokratların, devlet adamlarının, belediye başkanlarının, fahri de olsa doktora kabilinden ünvanlarını gidip her yere yazdırması canımı sıkar. Hatta eline T cetveli alıp, Kadıköy’de oy isteyen belediye başkan adayı da vardı. Neyse, bana bunları yazdıran olaya gelelim. Yitik Ülke Yayınları öykü kitabı basmış bir tane. Yalnız adı Karanlığı Kadife Örtüsü olan bu öykü kitabının yazarının adı “Prof. Dr. Harun Mutluay”. Bir öykücünün kendi ünvanını bu kadar ciddiye alması ve “öykücü kimliğinin” pek bir halta yaramadığının göstergesi gibi geldi bana bu. Sadece “Harun Mutluay” olmak yetmiyor demek ki adama.


Yorumlar

  1. 1
    Kiyamet // Tem 19th, 2007 at 12:20

    Sorunun bir yanı, öykücülüğü ünvanların-yetkilerin arkasına saklanarak yapma hastalığından muzdarip olmakla birlikte, diğer yanı da yayın politikaları “Ekşi Öyküler” gibi “körler sağırlar birbirini ağırlar”dan öteye gidemeyen Yitik Ülke Yayınlarıdır.

  2. 2
    serkan_isin // Tem 19th, 2007 at 5:46

    Aslında yayınevlerinde yer aldığım süreler içinde gördüğüm biraz da budur. “Ne yayınlasak çok satar” derdine düşer yayıncı. Sonra bu binyıllık soru “kim acaba eşine dostuna kitap satar” ya da “kim kendi kitabını 500 tane satın alır” gibi birşeye döner. Daha sonra da 500 tane kitap alabilecek kadar zengin bir yazarın kahrı çekilir.

    Yitik Ülke, daha önce bu uğurda İbrahim Tatlıses kitabı gibi birşey de basmıştı hatırladığım kadarı ile. Tatlıses’in de gazabına uğramıştı. Sorsan, derler ki “bunu daha fazla şiir kitabı basabilmek için yapıyoruz”. Ama şiir kitapları da hiç iç açıcı değil..

  3. 3
    olric // Tem 19th, 2007 at 7:58

    Bir de şöyle bir ideal vardır: Bir iki tane çoksatar tutturayım, parasıyla hayrına düzeyli edebiyat kitapları basarım. Bence tüm yayınevleri ticaret amaçlı olarak kurulsun ve öyle işletilsin… Bu ikiyüzlülüğe bir son verilsin.

  4. 4
    okur // Tem 21st, 2007 at 11:15

    Kitap kapağında yazarın ünvanının yer almadığını, sadece hem de küçük puntolu harflerle Harun Mutluay yazdığını belirteyim. O zaman bu mantığa göre şöyle bir yorum yapmak gerekiyor. Yazar isminin öykülerinin önüne geçmesini istemiyor, bu yüzden adının küçük puntolu harflerle kitap kapağına yazılmasını istemiş. Bir de yorum yapan arkadaşların kitabı okuyup okumadıklarını merak ettim. Ben okudum. Hiç de kötü değildi.

    saygılar

  5. 5
    olric // Tem 21st, 2007 at 11:29

    Profesör ünvanının kullanılması gerçekten sadece kitapyurdu’nun kararıymış gibi görünüyor. Kitabı gerçi okumadım; ama aşağıdaki cümleler korkarım kitabın içinden:

    “Sinirleri keman teli gibi geren dayanılmaz bir bekleyiş!”
    Böyle bir benzetme ancak mizah anlamı taşıyabilir.

    “Sonra içi renksiz bir sıvıyla dolu küçük bir ilaç şişesinin içine sokarak doldurduğu enjektörün iğnesini genç çocuğun ellerine batırarak renksiz sıvıyı şırınga etti.”
    Sıvı kelimesi iki kez geçiyor; “genç çocuk” ne demek? “küçük bir ilaç şişesinden çektiği renksiz sıvıyı çocuğun eline şırıngaladı” demek neyine yetmiyor?

    Arka kapaktan bir-iki cümleyle kitabı yargılamak da istemem… Ama doğrusu pek olumlu bir izlenim bırakmıyor. Yine de okur’un değindiği noktayı haklı buluyorum.

  6. 6
    serkan_isin // Tem 21st, 2007 at 3:06

    Ben okuyacağımı ya da umursayacağımı sanmıyorum. Kitapyurdu’nun hatası evet, ama yine de birileri “prof.dr” ile “sade öykücü” arasındaki farkı bilmeden bakmış demek ki. Demek ki biografide “profluk” konusu da geçiyor vs.

    Okumadan kitabı yargıladığımı sanıyorum. Kitabın içini hele hiç. Sadece dışını.

  7. 7
    sercan aksallı // Haz 1st, 2008 at 6:55

    Rastlantı eseri gözüme çarptı bu konu. Kitabı okumuştum, beğenmiştim de. Bu Serkan bey ise, her kimse oldukça yersiz ve gereksiz tavrını anlamadım, oldukça iyi şiir ve öykü kitapları yayınlayan bir yayınevi var ortada. ayrıca bir kitap içiyle kalıcıdır. adınıza üzüldüm, biraz daha saygılı olmayı ogrenin edebiyat heveslisi biriyseniz eğer. bu helde “yazarlık” zor sizin için. önce iyi ahlak, bir yazarın ilk görevidir.

Yorum bırakın