Çölaşan hadisesi derinleşirken (örneğin bkz The Guardian’daki yazı) dün Cumhurbaşkan’ı Sezer’in jesti ile apışıp kaldım. Sezer’in ilk zamanlarki zoraki sevimliliğinin altında yatan şeyler hakkında biraz biraz fikir sahibi oluyoruz. Görüyoruz ki memlekette bu kadar ölüm, kalım, şu bu gibi facia yaşanırken konutundan çıkamayan Cumhurbaşkanı, Çölaşan’ı sokakta görüp, konvoyunu durdurup, o kadar korumayı şaşırtarak sohbet edebiliyormuş. Bir şekilde Hümanizma’ya bu kadar bel bağlanan bir kültürün, Cumhuriyet kültürünün en yetkili mercii durumundaki Sezer’in bu olay karşısında gösterdiği “sevecenlik” insana bürokrasinin işleyişindeki tuhaflıkları da göstermiyor değil.
Yorum bırakın