sözü edebiyata getirmeyecektim aslında. kendime söz vermiştim. çünkü edebiyat içinde “ıyy ugh ö’ fffu” filan diyeceğimiz şeyler gündelik hayattakilere oranla öyle ihmal edilebilir duruyorlar ki…  ama elde değil kanıma girmiş edebiyat virüsü. iyi hesap edince gündelik hayatta dolaşıma giren beylikleşen her sözün aslında ucu bucağı edebiyat eserlerinin içinden çıkıyor. balık ve kokmak hikayesi demek ki.. ben de şimdi sende mi ismet abi diyerek iki laf etmiş olayım. oldu mu şimdi: Nedir bu dersin ciyak ciyak denir mi hiç? kim yani bunun muhatapları Şair Nigar filan değil heralde.
hem kadın şair de ne demek? bundan sonra ismet özel e de erkek şair mi denecek yani?


Yorumlar

  1. 1
    reproduction // Agu 18th, 2007 at 11:59

    Bundan yıllar önce daha küçücük bir gençken, İsmet Özel şiirlerini yeni keşfetmişken bir dil kursuna gidiyordum. (Nereden çıktı şimdi bu dil kursu?) Kursta İsmet diye bir öğrenci amca vardı. Elimde kitabıyla dolaştığım şair haftanın üç günü yan sırada oturuyormuş haberim yoktu. Bir gün kitapçıda başka bir kitabının üstünde resmiyle karşılaştım. ‘aa’ dedim bu bizim İsmet yahu, kurs çıkışında hep birlikte Maçka’dan Beşiktaş’a indiğimiz İsmet amca.
    Şu son birkaç yıldır televizyonda, gazetede görüp durduğum adam İsmet amca değil, kim olduğu konusunda hiçbir fikrim yok. İsmet amcanın bir şiir kitabı var bende, içinde, vapura doğru inerken kendisine söylediğim ‘Bu vapuru kaçırırsam beni belki de cinnet basar’ dizesi olan.

Yorum bırakın